22.8.18

beyoğlu

mehmet rauf

bir kadının ne olduğunu anlayanlar için asıl zavallı olan erkeklerdir. kadın olmayınca bir erkek hayatının ne boş, ne yağmursuz, tesellisiz bir siyah çöl olduğunu bilseniz.. bunu birçok erkekler de bilir de sonra unuturlar. bir kadının bir erkek hayatına sadece varlığıyla nasıl bir şiir ve tazelik verdiğini, ruhu bir yana bıraksak bile yalnız vücut için de nasıl büyük bir koruyucu olduğunu bilseniz.. 

bilmezsiniz ki beyoğlu hayatının hatta eğlenilecek mevsimde bile nasıl bunaltıcı, bein ezici bir hali vardır. evvela binbir renkli bir hayat görünür, hiç birbirine benzemez, çeşit çeşit evreleri var gibi gelir fakat o kadar renksiz, aman yarabbi, o kadar renksizdir, görülen çehreler o kadar daima aynıdır ki.. mahremiyetsiz, samimiyetsiz, yapmacık yapmacık bir taklitten, soğuk sarı bir taklitten ibaret bir hayat. her görüştüğünle müthiş bir yarış, bir mücadele, bir düşmanlık..

hiçbir el sıkamazsın ki mümkün olsa seni bir çukura itmeyeceğine emin olasın. hiçbir ses işitmezsin ki senin yokluğunda en hain, en haksız bir alayda, bir ayıplamada bulunmayacağına emin olasın. ikiyüzlülük, alay, kendini beğenme, bencillik.. bu aç kurdun elinde bütün yüzler morarmış, bütün gözler bulanmış, herkesin başarısı öbürlerinin ayaklar altında ezilmesiyle gerçekleşecek gibi bir çekememezlik, bir kin, kimse kimseyi beğenmez. üstünden başından tutunuz da söylediği fransızcaya kadar her şey alay için bir sebep olur. zaten hep sahtekârlıktan ibaret olan bu insanı eğlendiren yüzünde göz dudağa, dudak çeneye güler. iğrenç bir şey kısacası.

yine de inkâr edemezsin ki kadınları nefistir. evet, özellikle kaldırımlardan geçerken uzaktan mağaza bebekleri gibi görünce.. beyoğlu tiyatrosunun gezici aktrisleri.. hepsi öyledir. asıl hayatlarını oyuncular gibi unutmuşlardır. onların ruhlarını arayacağınıza kutup keşfine çıkmış olsanız daha hayırlı olur.