4.2.18

saadet

filibeli ahmet hilmi

her insan, her izan ve vicdan sahibi hatta en önemsiz bir hayvan bile bu dünya ve yaratılış âleminde ihtiyaçları hissettiği andan itibaren saadet aramaya başlar. bu öyle değişmez bir kuraldır ki tabiat kanunları içinde her kanun sapmış olsa bile bu kural her şekilde bu sapma kanunundan uzaktır.

hayvanlar yaratılışlarındaki kanaat etme duygusuyla çoğunlukla göreceli bir saadet bulur. zira talepleri, zevki, düşüncesi sınırlıdır. lakin insan -insanıkamil müstesna olmak şartıyla- aradığı, istediği ve özlediği saadetin mahiyetini pek de bilmediği halde yine bilmediği bu meseleye bir had ve hudut tasavvur etmez ve tayin eylemez.

nice mesutlar vardır ki bu hırs ve tutku yüzünden mesut olmadığı zannında bulunur. kendi kendine fani hayatını cehennemi bir hale getirir. zaten en basit ve ilkel bir insanın, bir insan yavrusunun bile bitmez tükenmez bir emeli vardır.

insan, işte şu devirde her şey oldukça anlaşılmışken, anlaşılmayan bir muammadır. nedense insan yaradılışça tuhaftır; birçok şeye sahip olur, oldukça hırsı artar.

acaba saadet nedir? işte bunu bilen yoktur. en doğru tabirle dünyanın telaşesinden habersiz mecnunlar mesut sayılabilir.