11.1.17

göğün mavisi

georges bataille

ve siz, oradaki güzel kız, dedi dirty bu defa oda hizmetçisine seslenerek, kendi kendinizi tatmin ediyorsunuz ve ev eşyası gereksinimlerinizi karşılamak için vitrinlerdeki çaydanlıklara bakıyorsunuz. eğer sizinki gibi bir kıçım olsaydı onu herkese gösterirdim. aksi takdirde bütün hayatın utanarak geçer ve bir gün kaşınırken neyin eksik kaldığını hissedersin.

biliyorum. onur kırıcı şartlarda öleceğim. bugün, bağlı olduğum tek insan için iğrençlik ve tiksinti kaynağı olmanın tadını çıkarıyorum. en büyük arzum, başına gelebilecek en kötü olaya gülebilen bir adam olabilmek. öylesine korkak, öylesine açgözlü bir "ben"in bulunduğu boş kafamı, sadece ölüm tatmin edebilir. birkaç gün önce -ki bu gerçek, kesinlikle bir kabus değil -trajedi dekorunu andıran bir şehre geldim. bir gece -bunu sadece daha acıklı bir şekilde gülmek için söylüyorum- döne döne dans eden iki oğlancı ihtiyarı seyreden tek sarhoş ben değildim, bu bir rüya değildi ve kesinlikle gerçekti. gece yarısı komutan odama girdi; öğleden sonra mezarının önünden geçmiştim; gururum, onu alaylı bir şekilde davet etmeye zorlamıştı beni. beklenmedik ziyareti beni korkutmuştu. onun önünde titriyordum. onun önünde bir yıkıntıydım. benim yanımda ikinci kurban yatmaktaydı. aşırı iğrenç dudakları aynı bir ölününkileri andırıyordu. kandan daha korkunç bir salya akmaktaydı. o günden beri bu reddettiğim ve dayanamadığım yalnızlığa esir edildim. fakat bu daveti tekrarlayabilmek için sadece bir çığlığa ihtiyacım vardı ve eğer kör bir öfkeye kulak verecek olursam, bu sefer giden ben değil, ihtiyarın cesedi olacaktı. rezil bir ıstırap sonunda, her şeye rağmen sinsice sürüp giden küstahlık yeniden şiddetlendi, önceleri yavaşça, sonra birdenbire büyük bir patlama ile beni kör etti ve her türlü mantığa ters gelen bir mutluluk içinde beni kendimden geçirdi. mutluluk başımı döndürüyor şu anda, beni sarhoş ediyor. onu haykırıyorum, onun şarkısını söylüyorum avaz avaz budala kalbimde kahkahalarla şarkı söylüyor budalalık. ben kazandım!

insanların hepsi uşak. aralarından biri efendi gibi görünüyorsa diğerleri kasılmaktan çatlamakta. fakat hiçbir şeye boyun eğmeyenler ya hapisteler ya da toprağın altında. yani birkaçı için hapis ya da ölüm, geri kalan diğer herkes için de uşaklık.

neden bu kahrolası hayatta mutluluk ve çiçekler hep geçicidirler? bir çiçek hayal ettim hiçbir zaman ölmeyecek. bir aşk hayal ettim sonsuza dek sürecek.