27.12.15

körleşme

elias canetti

insan her zaman kendisini kitleden ve onu oluşturanlardan korumayı bilmelidir. 

bilgin'in özelliği budur: o, aynı anda olabildiğince çok konuya eğilebilmek için yalnız yaşar. 

gerçek büyük düşünürler, kadının değersiz bir yaratık olduğuna inanmışlardır. her kadın, lükse duyduğu aşk uğruna yaşar ve ölür. kadınlar felakettir, insanlığın ruhuna kurşun gibi çökmüş bir ağırlıktır yalnızca. görevini ciddiye alan herkes bu ağırlığı silkip atmak zorundadır; yoksa yazgısı yıkım olur.

insanı kendi düşüncelerinin doğruluğuna en iyi inandıran araç, yine kendi alkışlarıdır.

konfüçyüs: on beş yaşındayken iradem öğrenmeye yönelikti. otuzuma geldiğimde, yolumu saptamıştım. kırkımda artık kuşku diye bir şey kalmamıştı içimde; kulaklarım ise ancak altmışımda açıldı.

bir kitaplık, dünyadaki en büyük vaatten daha değerlidir.

hata işlemek ve bunu düzeltmek için çaba harcamaktan kaçınmak, asıl yanlış davranış budur. yanlış bir iş yapmışsan, onu düzeltmekten hiçbir zaman utanmamalısın.

dünyamızda varolmak, farklı olabilmek demektir.

gerçek aşk hiçbir zaman yatışmak nedir bilmez ve daha eskileri tümüyle ortadan kalkmamışken yeni dertlere kaynaklık eder.

bilgisiz kişinin elinde kitaplar savunmasızdır.

kültürlü bir insan, gereksindiği her şeyi elinin altında bulundurur. kültürlü bir insanın ruhu eksiksiz bir cephaneliktir.

dayak, suç işlemek üzere olan ahlak sahibi insanlara ilaç gibi gelir.

kurtuluş hiçbir yerde yoktu, her şey yıkımdı; insan nereye saklanırsa saklansın, düşmanlar bulup çıkarıyorlardı; hayranlık duyulan uygarlıklar, haydutların, boş kafalı barbarların eliyle iskambil kağıtlarından yapılma evler gibi yıkılıveriyordu. 

cennette doksan dokuz doğrudan çok, eğriyken doğrulmuş bir kişinin gelişine bayram edilir. 

satranç oynamayı bilmeyen bir insan, insan değildir. insan üç altmış boyunda olabilir; ama satranç bilmiyorsa aptalın tekidir.

insanlar, bir kafanın içinde ne denli görkemli bir evrenin saklı olabileceğini kestiremiyorlar.

duyarlı bir insan açısından her karşılaşma, duyguların ve anıların uyanmasına yol açtığından, yararlı ya da zararlı olur. tutkusuz insanlar ise gezici kalıplardan farksızdırlar; ne dolabilirler ne de taşabilirler; donmuş kaleler gibi yeryüzünde gezinir dururlar.