8.12.15

oğlak dönencesi

henry miller

doğru adamlar sert, merhametsiz, insanlıkdışıdırlar. doğru adam dünyayı yakabilir, kendi elleriyle onu tahrip edebilir, eğer yapabilirse, adaletsizliğin devam ettiğini görmektense.

karışıklık, anlaşılmayan bir düzen için bizlerin uydurduğu bir sözcüktür.

dünyayı hayvan pençeleriyle, silahlarıyla, araçlarıyla, hastalıklı genleriyle kirleten beyaz fatihler sizi. size sesleniyorum ey sarayda oturarak metelik sayanlar, size! daha her şey bitmedi! her şeyin sonu gelmeden önce en sona kalan adamın bir çift sözü olacak. iş en son canlı molekülüne de kalsa hak yerini bulmalıdır -bulacaktır da! kimse yaptığıyla kalmayacak. özellikle de kuzey amerika'nın cosmococcic bokları.

her şey bir anda olup biter. ama önce, uzun bir süreçten geçmek gerekir. bir şey olduğunda, eline tek geçen, bir parlayıştır. bir de, kıvılcımın doğmasından önceki bir saniye. yine de her şey, belli bir yasaya göre -tüm evrenin işbirliği ve onayıyla gerçekleşir.

insan yaşamlarının büyük bölümü, suyun derinliklerinde kalan, yaşanmamış şeylerden oluşur.

insanı en çok rahatsız eden, yaşama egemen olanın ne para, ne dil, ne görenek olduğunu kesinlikle şaşmaz biçimde bilmektir. yaşama egemen olan, hep boğazlamaya çalıştığın ama gerçekte senin boğazını sıkan bir şeydir.

gerçek yetmez. gerçek hiç bitmeyen bütünlüğün yalnızca bir çekirdeğidir.

savaş bile böylesi bir yıkıntı yıkıntı yaratmış değildir. savaş bir kenti kül yığınına indirgeyebilir, tüm insanları yok edebilir. ama yeniden ortaya çıkan her şey eskilerine benzer. ölüm, toprak için de ruh için de besleyicidir. yeniden doğuş diye bir şey olamaz. tek göreceğiniz, her biri bir öncekinden daha çirkin olan zehirli katların birbiri üstüne kanser gibi çökmesidir.

her şey belirli bir biçimde, belirli bir yerde. tıpkı aklımızın, tanrı'ya göre bir yerde olması gibi. elle tutulan, görülen dünya, sevgimizin bir haritası. tanrı değil, yaşam sevgidir.

olup biten her şey bir mucizedir. bir şeyler ya olur ya da olmaz, bunun ötesi yok. hiçbir şey cefayla, terle elde edilmez. yaşamın bir parçası olarak gördüğümüz şeylerin büyük bölümü, gözü açık bir uyku, bir can çekişmedir. çünkü bizler uyuma alışkanlığını yitirdik. biz bir yayın ucundaki zemberekli kuklalarız. ne denli çok çabalarsak kutuya dönmemiz o denli güçleşiyor.

cömert olmak biri daha ağzını açmadan evet demektir.

"delilik mantığı yitirmektir. gerçeği değil, mantığı. çünkü öteki insanlar suskun kaldığında gerçekleri söyleyen kanıtlar vardır."