19.8.16

dizeler


gece, yalnızlığımıza çekilen gökperdeyse
şiir, içindeki aydınlığımızdır
(şükrü erbaş)

ben hep sözcüklerle baktım dünyaya
yaralandım sözcüklerle
alıştım sözcüklerin devriyesi olmaya
(metin altıok)

uyuyamayacaksın
memleketin hali
seni seslerle uyandıracak
oturup yazacaksın
çünkü sen artık o sen değilsin
uyuyamayacaksın
düzelmeden memleketin hali
düzelmeden dünyanın hali
(melih cevdet anday)

gezgin büyülüdür fethedilmemişin gizemiyle
savaşçının kargısı sonunda uzlaşır ölümle
sense bedenin ve ruhun acısına adandın ey sürgün
anıtın yok ama ülken her yer
(ahmet oktay)

ah, kimselerin vakti yok
durup ince şeyleri anlamaya
(gülten akın)

hayatın bekleme odasında bir kadın
birbirine benzeyen ölümler biriktirir
çan susar, bir kuş uçar sesinden
camlara kendini yazar bir şair
(ayten mutlu)

bunalıyoruz çocuk bunalıyoruz
biçim veremediğimiz şeylerin
biçimini alıyoruz
(şükrü erbaş)

ayrılık bilmem ne zaman gelir
sen bir okul defteri getir bana
çünkü sadece yazmak tesellidir
çektiğiniz acıya bu dünyada
(ahmet oktay)

denizin uzaklardan getirdiği
yabancı, anlamsız bir şeyim
(melih cevdet anday)

aşkın kuramı olmaz
yalnız eylemi vardır
(ferit edgü)

sağ olasın amerikan sigarası
sağ olasın ara kültür
ezik heves, görgüsüz para, özenti ve şımarıklık
kimliksiz, adressiz, mihrapsız halk
(şükrü erbaş)

dolaşıyorum ne zamandır
kalbimde bir gül kesiği
(ahmet oktay)

bulutlardan başka bir şeyin hareket etmediği
bu esmer, bu yılgın, bu sağır düzlükte
silinir her gün biraz daha yaşamla ölüm arasındaki çizgi
(şükrü erbaş)

aşkın kışlası yataktır
aşk her zaman çırılçıplaktır
(ferit edgü)