16.6.16

denge

frida kahlo

inancımı yitirdiğimde gök yeniden aydınlanıyor, her şeyin mümkün olduğunu düşündüğümde, ufuk feci bir fırtına gelecekmiş gibi kararıyordu. ışıktan kurşun ağırlığına, kurşun ağırlığından ışığa gidip geliyordum. tam bir dengesizlik içindeydim; ya da belki de asıl denge buydu.

artık öleceğimi düşünmüyordum. ya da daha doğrusu, ölümü birkaç ay öncesindeki gibi somut biçimde gözümde canlandırmıyordum. ölüm artık günlerimin akışını belirlemiyordu; çektiğim acıda, hareketlerimde özgür olmamanın, istediğim gibi hareket edememe, sokağa çıkamama ve bir yakınımın yardımı olmaksızın neredeyse hiçbir şey yapamamanın bana verdiği sıkıntıda erimişti. başkalarına bağımlılık dayanılmazdı ve beni sürekli tüketiyordu. kendi kendime yük olmuştum. ölümün paniğe dönüşen korkusu ikinci plana atılmıştı ama sürekli bir tükenme durumundaydım.

işte böyle anlarda gerçekten arzulamak farklıdır, kafamızdaki görüntü tepetaklak olur. birincisinde insan engeller oluşturur, diğerindeyse paravana kendiliğinden düşer. ne bileyim, bu sorunlar üzerine ne denli yazsam sonu gelmez.