9.2.16

lal masallar

murathan mungan

herkes kendi uçurumunu yüreğinde taşır.

her şeyin bir yüreği vardır. dağın, taşın, ırmağın. iş onu bulmaktadır.

bir bakışta kimse kimseyi kolay kolay anlayamaz.

ağanın, bey'in olduğu yerde, sevdaların acıya, ateşe, ayrılığa, yoksulluğa, zulme bulaşması mecburdur. her sevda hikayesi, sevda hikayesi olmaktan başka bir şeydir aslında. her sevdanın bir yanı da zulüm hikayesidir.

her yürek ses veren bir uçurumdur.

aşık kısmının diline zincir vurulmaz. aşık kısmı yürektekini söylemiyorsa eğer sazına namertlik ediyor demektir. sazın da sözün de hukuku vardır. saza da söze de yasak konulmaz. gün gelir o yasak, koyanını yer ilkin. sazın sözün hukuku ölüme yenik düşmez. 

yasak bir sevdaya at koşturanlar, dünyanın öteki ahvaline suskun kalmalı.

konuşan bir uçuruma inanmak, çoğu zaman birçok başka şeye inanmaktan çok daha az tehlikelidir.

aşık demek, yalnızca iyi saz çalmak, kudretli türkü söylemek demek değildir. aşık dediğin gönül toprağına tohum düşüren kişidir.

hayat diye bize yaşattıkları şey, koskoca bir sayıklama değil mi?

güzellik, bin bir lisan kullanır. dağ bin bir lisanla yazılmış uzun bir masaldır.

toprağı bölen, malı bölen, emeği bölen, sevdayı da bölecektir elbet. insanları birbirine yasak edecektir. insanların birbirine yasak olduğu yerde, her vahşet muteberdir.

ben bir şey önermiyorum. ben kendi yanılsamalarımı bile güçlükle koruyabiliyorum. başkalarınınkine hangi güçle, nasıl karışabilirim?

masalın yoluna çıkmak için gerçeğin yollarında can tüketmek gerekir.

her şeyi öylesine yitirdik ki.. bir daha dönmemecesine. belki de her şey geçmişte kaldı. bir daha yaşanamayacak olan o şey. biz işte onu yitirdik. her şey boşlukta silindi.