5.8.14

kurban

comte de volney

ah! yaşamak düşü sona erince, bütün bu didinmeler yararlı bir iz bırakmazlarsa neye yarar?

beni çevreleyen nimetleri ortaya çıkaran benim. mutluluğumu kendim yaptım: güvenli ev, kullanışlı giyecekler, bol ve sağlıklı yiyecekler, sevimli kırlar, verimli yamaçlar, kalabalık imparatorluklar, hepsi benim yapıtlarımdır. bensiz bu yeryüzü karışıklık içinde kalır; pis bir bataklıktan, yabanıl bir ormandan, korkunç bir çölden başka bir şey olmazdı.

içime umutsuzluk çöktü; insanın iç yüzünü öğrenince, yönetenlerin bozukluğu, yönetilenlerin aşağılıklığı beni yaşamdan iğrendirdi. kıyıcılığın ya ortağı ya da kurbanı olmaktan başka tutulacak yol yoksa, erdemli kişiye kemiklerini mezardakilerin kemikleriyle birleştirmekten başka ne kalıyor?

beni ezen bu sert sözlerin verdiği acı duygunun baskısı altında "vay ulusların haline! vay kendi halime!" diye gözlerimden yaşlar boşanarak haykırdım.

ah! şu anda, insan mutluluğundan artık umudumu kestim. onun acıları kendi benliğinden geldiğine, bunlara çareyi yalnızca kendisi bulabileceğine göre, yazık onun geçireceği yaşama!

çürümüş toplumlardan ayrılacağım; ruhun tokluk yüzünden bozulduğu saraylardan, yoksulluk yüzünden bayağılaştığı kulübelerden uzaklaşacağım. ıssız yerlere gidip yıkıntılar içinde yaşayacağım. eski anıtlardan geçmiş zamanların bilgeliğini soracağım. eskiden asya'da devletlerin yüceliğini, halkların ününü oluşturmuş olan ruhu mezarların içinden çağıracağım. yasa koyucularının da kemiklerine, imparatorlukların neden yükselip yıkıldıklarını, ulusların gönencini ve yıkımlarını doğuran nedenleri, toplumlarda barışın, insanların mutluluğunun hangi ilkelere dayanması gerektiğini soracağım.