17.9.16

picasso

frida kahlo

diego bir gün new york'ta, "tanrı'ya inanmıyorum ama picasso'ya inanıyorum." demişti. ne kadar haklıydı! bu ufacık adamın eşi benzeri yoktu. louise nevelson da kendi tarzında benzer bir şey söylemişti. "daha beşikteyken bile bir melek gibi resim yapıyordu picasso."

bense çok daha sıradan bir şey söyleyeceğim, ne yapalım: ne göz var picasso'da! hayatımda onunkine benzer bir ikinci bakış görmedim. gözleri, çevresindeki her şeyi, sizi, beni, her şeyi anında tuvalin üstünde sabitleştirir gibiydi. korkunçtu o bakış. o bakış sayesinde, sırf o bakışa sahip olduğu için doğuştan yarı yarıya ressamdı zaten.

kafelerde geçirdiğim ender akşamlardan birinde isyan ettim: eluard, dali'nin resmini övüyordu, bense ona ressam sıfatını bile yakıştırmıyordum. olsa olsa, o da zorlayarak, görüntü üreticisi denebilirdi dali'ye. şu fransızlar tuhaf insanlar. renoir gibi bir adamı göklere çıkarıyorlar; renoir'nın hiçbir değeri olmadığını söylemek istemiyorum ama örneğin monet gibi birisiyle karşılaştırıldığında pek de ahım şahım biri sayılmaz. buna karşılık, yapıtının vasat olduğu kanısıyla derain gibi birisine gölge düşürüyorlar.