6.2.16

politika ve propaganda

jean-marie domenach

karşıtın zayıf noktasını bulup kullanmak her türlü karşı propagandanın temel kuralıdır.

adolf hitler: her türlü propaganda, düşünce düzeyini seslendiği kişilerin en kalın kafalısının anlama yeteneğine göre ayarlamalıdır. düşünce düzeyi ne kadar aşağı olursa, inandıracağı insan kitlesi o kadar geniş olur.

paul valery: politika, insanların kendilerini ilgilendiren işlere karışmalarını önleme sanatıdır.

özgürlük öğretilmez; ama eğitim özgürlüğe hazırlar. bütün insan değerleri gibi özgürlük de ancak edinilmiş bir alışkanlıklar temeli üzerinde doğru dürüst işleyebilir.

adolf hitler: propaganda iktidarı elde tutmamızı sağladı; dünyayı fethetme olanağını da bize gene propaganda verecek.

napolyon: haklı olmak için, iyi olanı yapmak yetmez; bir de yönetilenlerin buna inanmaları gerekir. güç, kamuoyuna dayanır. hükümet dediğimiz nedir? kamuoyunu kendinden yana çekememişse, hiçbir şey.

propaganda, toplumun görüş ve davranışını, kişilerin belirli bir görüşü, belirli bir davranışını benimsemelerini sağlayacak biçimde etkileme girişimidir.

hegel: gazete okumak yeni insanın sabah duasıdır.

joseph goebbels: propaganda yapmak, her yerde, hatta tramvayda bile düşüncelerden söz etmektir. propaganda, çeşitleriyle de, durumlara uymadaki esnekliğiyle de, etkileriyle de sınırsızdır.

iyi bir propagandanın ilk koşulu, belli başlı izlekleri bıkıp usanmadan yinelemektir. goebbels, eğlenircesine, "katolik kilisesi 2000 yıldır hep aynı şeyi yinelediği için ayakta duruyor; nasyonal-sosyalist devlet de tıpkı onun gibi davranmalıdır" diyordu. 

walter lippmann: önder politikacı ilkin halkın başta gelen duygusuna sığınır. önemli olan, söz yoluyla, duygusal çağrışımlar yoluyla, sunulan programı halkta kendini göstermiş olan ilkel tutuma bağlamaktır.

adolf hitler: en utanmazsa yalanlar da izler bırakır, hiçe indirgenmiş olsa bile. yalan söyleme sanatının ustası olarak tanınmış olan ve onu kusursuzlaştırmak için çalışmalarını sürdüren herkesin bildiği bir gerçektir bu.

propaganda, kendi kendilerine, kendi iç çağrılarına, kendi geleceklerine inanan toplumların doğal bir belirmesidir.