7.12.14

şiir

ahmet ada: ben şiirden; dili, dini, ırkı, ulusu, rengi ne olursa olsun insanı, insanın varoluş bilgisini, hayatın kaynağını, hayatın anlamını araştırmasını beklerim. şiir çünkü, imgenin olanaklarıyla insanı araştırmaya, anlamlandırmaya yatkındır. şiir çünkü kendine ait bir dizgedir. şiir çünkü umar, umutsuz kalmışa umut olabilir. hayatın derin anlamını şiir yoluyla keşfetmek, insanlık değerlerine şiirin kanalıyla ulaşmak var olduğumuzu hissetmek demektir.

roman jakobson: bir sözcük, adlandırılan nesnenin salt bir temsili ya da bir coşku patlaması olarak değil de, bir sözcük olarak duyulduğu, sözcüklerle bunların düzenleyimlerinin, anlamlarının, dış ve iç yapılarının, dışarıdan gerçeği göstermek yerine kendi başlarına birer ağırlık ve değer kazandıkları durumlarda vardır şiirsellik.

melih cevdet anday: şiir, bilinmeyen bir dünyanın söylemidir; ozan bu bilinmeyen dünyayı yaratırken sözcüklerin arasında yeni bağıntılar kurar, başka bir deyişle imgeler yaratır; bu imgelerin karşılıkları yoktur. şiirin bir nesnesi yoktur; ama içeriği vardır; bu içerik, şiir yazıldıktan sonra ortaya çıkar, o da belki ve onu çoğun, okur yakıştırır, bulur.

hasan bülent kahraman: şiir, doğanın ya da bir başka nesnel gerçekliğin temsili değildir. şiir kendi içinde bir gerçekliktir. şiir bir öykü anlatabilir. şiir bir imlemede bulunabilir. bir düşüncenin uzantısı olabilir. fakat bunların hiçbirisi şiirin bir bağımlılık ya da karşılıklılık kısıtlaması içinde bulunduğunu göstermez. şiir bir kurguya dönüştürülerek, bir dil sorunsalı diye görülerek yepyeni bir aşamaya taşınmıştır.