20.8.13

yuvarlağın köşeleri

özdemir asaf

gerçek değer; gelmesi boşluk dolduran değil, gitmesi boşluk yaratandır.

ismail habib sevük: "hayat, iki dipsiz karanlık ortasında bir kibrit alevidir."

doğdu, sevinçten ağladılar. öldü, acıdan ağladılar.
o, bu arada yaşadı, hiç düşünmediler.

umutlanmak, insanın kendisine yalan söylemesidir.
umutlandırmak, bu yalanı başkasından dinlemek istemesidir.

insanlığa yararı dokunmamış en büyük kurumlar siyasi partilerdir.

her şeyi bildiğini söyleyenler başka bir şey bilmez.

kadınları sevmek bir kadına haksızlık etmek demektir.
bir kadını sevmek kadınlara haksızlık etmek demektir.

insanlar, gelmeleriyle yalnızlıklarını dağıtanları severler.
gitmeleriyle kendilerini yalnız bırakanlara aşık olurlar.

aşk niye yüzyıllarca dağlarda, denizlerde gezmiş dolaşmış anladım.

aşka zeka katmaya çalışmak ahmaklıkların en büyüğüdür.

gerçek ile yapmacık'ı ayırt edilmez kılacak kadar birbirine karıştırıp eriten o eşsiz yol: nezaket.

kendisinden uzak kalmış olanlar çok bağırır.

unutmak, düşünen adamın korkusudur.

az unutup çok hatırlayan delirir.
hiç unutmayıp hep hatırlayan delirtir.

yalan, iyi söylenememiş bir doğrudur.

düşmanlıkla saldırdı. pek fazla derinlere uzanamadı.
sevgi gösterileriyle uzanıp girdi. yıktı geçti.

bir insandan, o çok yeterince anlatmıyorsa çok şey öğrenmeye kalkışma! o, bir gün acınırsa, söylediklerini silmek için seni silmeyi düşünür.

konuşmanda susma kokusu varsa, senin bana saygına karşılık, seni yüceltmek için dinlerim seni. susma korkusu varsa, sana önem vermem, dinlemem seni. susmanda konuşma korkusu varsa bırakırım olduğun yerde seni. konuşmanda konuşma korkusu varsa seni alçaltmak için dinlerim seni.

çok söyleyenlerin arasında aptalı, gevezesi, çenesi düşüğü bol bol bulunur. ama çok susanların arasında namussuz çoktur.

yerine getirilmeyeceğini bile bile söz alan, o sözü verenden suçludur.

şu gülümseyişinle gelir misin çağırırsam?

felsefi düşünüş hazırlıklarının arayış çağında doğdum.

prensip: uygar insanın yamyamı.

adları vasıfları değil, vasıfları adları oluyor.

toplum kişiliklerle olur, kişilerle değil.

bir millet değerli kişiler ister. ama onların olmaları yetmez. iş başlarına getirilmiş olmaları da gerekir.

idealistler güzel konuşurlar. sözlerinde parlaklık vardır.
gerçekçiler güzel konuşmazlar. gözlerinde parlaklık vardır.

karamsar: bugünü görmeyen
kötümser: bugünü anlamayan
çekimser: bugünü değerlendiremeyen
iyimser: bugünü bilmeyen

herkesi dinle öyle karar ver. kendini dinle düşün.

inanmadıklarını yazan yazardan aşağı insan yoktur.

söz iki türü ile kalıcılık bulur: küfür ya da şiir olabilirse.

dolu bir söz dolu bir tüfek gibidir. istersen kendini savunmak için kullanırsın, istersen vurmak için.

yanıtlarından önce soruları bağlar kişiyi.

yanıtlarını değil, yaşaması boyunca sorularını gözden geçirip düşünen daha çok öğrenir.

soru sorulmayan, soru sorulması bilinmeyen, soru sorma öğrenilmemiş yerlerde düşünme yetisi de cılız kalmış demektir.

açıklık fazlalığı gücü biraz azaltmaz mı?

alışmak, ölümün en küçük ama en sürekli ve en tehlikeli bir parçasıdır.

her uykusuz gece yaşamayı kısaltan bir bıçkıdır.
ben kimseye uzun yaşamak istiyorum demedim ki.

eskiyecek her şeye "yeni" denir.

eğer bir kapı varsa, seçmekten söz edemezsiniz.

yaşamda bir şeyi başka bir şeyle yaşayamazsınız.

korkunun belirtilerinden biri durup kalmaktır.

yaşamları boyunca ölüme inanmayanlara inanıyorum.

ne zaman, nasıl, nerede duygusallığa düştümse hep ondan kurtulmak içindi çabalarım.

belki başka bir şey daha düşünebilirim diye, uyuyamadığım çoktur.

gemilerin çoğu, bir insan yüzünden batmıştır, deniz yüzünden değil.

insan: doyduktan sonra da yiyen tek yaratıktır.

bazı hediyeler haincedir.

bir dolabı yıllardır durduğu yerden çekip arkasına altına düşürülmüş şeyleri görmek istemez misiniz?

bütün yaşamöykünü
başkalarının anlatısı olacak kadar ilginç kıl.

aynı çağda yaşadığımız halde bana hep aynı notu veren kimse, yani beni hep beğenen ya da hep kınayan, benim gömülmekten korktuğum mezardır.

doymak biraz ölmektir.

umut: bana seni mi getirecek? sen mi bana umudu getireceksin? kim çıkardı seninle benim arama koydu, bu umut denen şeyi.

ben aynaya bakınca, aynayı görürüm ilkin.

dünyanın en büyük kitabının adı alfabedir.

yoksa birbirlerine benzeyen insanlar mı yapıyor birbirlerine benzeyen bu evleri?

bir konuyu düşünmek öteki konunun yalnızlığıdır.

öğüt, zamanında taze yenmemiş bir ekmeği başkasına bayat yedirme denemesidir.

okulu da öğrencisi de kendisi olan adamın yarısı ölümünden önce ise, yarısı da sonradır.

bende iki sen vardı. biri sendeki iki sen. biri bendeki sen. ben bunu anlayabilirdim ancak. onun için düşündüm. düşünmez olaydım. seni bulaydım. ya da, seni bulduğumu sanaydım. o zaman sen banaydın. ben sanaydım.

beni sevmeyeni de severim ama beni anlamayanı sevmem.

sürü evet diyenlerdir. onlarla toplanır, toparlanır, güdülür. hayır diyenlerden sürü yapılamaz. çokluk olsalar bile. sürüler sayısız tarihte, öbürleri sayılı.

insandır, doyduktan sonra da yiyen tek canlı yaratık.

sahip olmak, kötü bir şey.
sahip olmamak, daha kötü bir şey.

her beni düşündüren bana keder vermez ama bana keder veren her şey beni düşündürür.

kuşun beyni küçüktür.
kuş büyük müdür?

esneklik dayanıklılığın ilk özelliğidir.
direnci dönüp kendine değinceye dek.

başka olmayan etkileyemez, etkilemeyen başka olmaz.

iyilik ölçüsüz bir şeydir. yani, yokluğu bundan ötürüdür.

her oyun, her yarış berabere başlar.
berabere biten bir oyun, bir yarış yitirilmiş bir zamanı vurgular.

anılmaması gereken bir şeyi unutmamak.
unutulmaması gereken bir şeyi anımsayamamak.
anılması gereken bir şeyi unutmak.
belleğin bizlere iki oyunu.

gerçeği anlamayan mesut, bilmeyen atılgan olur.

yalandaki gerçek payı daha çoktur.
gerçekteki gerçek payından.

yalan söyleseydim bana incinecekti.
yalan söylemedim. gitti.

hiç kimse diye biri vardır.
kandırmayan, kandırılmayan.

adı, rengi, türü ne olursa olsun her gerçek dost, kişinin öteki parçasıdır.

herkesin bir dostu olmalıdır en azından.
aldanmak, aldatılmak, yalan söylemek, kınanmak için.

anlatan dinleyenden az biliyorsa, sözü uzatır; çok biliyorsa anlatır.

ben her zaman konuşmam.
ben senin susmalarını dinlerim.

bir saat hiçbir zaman doğru da olmaz, yanlış da.
yakın ya da uzak olur.

konuşan erkek yalnız kalmaz.

ama ben sizi tanımıyorum ki!
buna verdikleri karşılıkta erkekler kesin iki tutumlarıyla ayrılır:
1. çoğunluğu ve sıradan olanlar:
ama ben sizi tanımak istiyorum, der.
2. ilginç ve akıllı erkekler:
ama ben, beni tanımanızı istiyorum, der.
birincilerin alacağı sonuç kadına ve duruma bağlıdır, kesin bilinmez.
ikincilerin varacağı sonuç kesindir ve şaşmaz.

rüyasında düğününü gören de boşandığını gören de uykusundan buruk uyanır.

iki insan birbirini yalnız bırakabilir.
iki yalnız birbirlerini kurtaramaz yalnızlıktan.

söylenecek bir şeyi olmak.
bu öyle yalnızlık ki.

meyhanelerde bir kenarda yalnız başlarına içenler vardır.
onların hepsi yalnız kişiler değildir.
ama hep mi hep başkalarıyla içmek isteyenler vardır.
ille birisini ararlar.
onlar kesin yalnız kişilerdir.

kendine güveni yok. bunun için kendini sıkıyor. içini göstermemek tek amacı. oysaki kendine güven duyması için benimle değil ilkin kendisiyle uğraşması gerek. o ise unutmuş bunu, bütün korkusu benden, benim göreceğimden.

kupkuru, sımsıkı geçiyor yanımdan. onda ilk görülen sevimsizliği ve kendini içine doğru zorlaması.

ama hırçınlığı her saklamaya çalıştığının örtüsünü kaldırıyor. sanki iş üzerinde yakalanmış bir hırsız. kendini ele veren bir acemi. zavallı tanıdık.

belkinin belki yerine dendiği toplumlar bozulmamış insanlarn bulunabileceği toplumlardır. o toplumlarda insanlar birbirlerine saygı beslerler ve sunarlar. ve gerekiyorsa oralarda insanlar birbirlerini yerler. çünkü oralarda her şey tam kendisidir.

bir insan bir insanı bir şey görür, bu hayattır.
bir insan bir insanı birçok şey görür, bu sevgidir.
bir insan bir insanı her şey görür, bu aşktır.
bir insan bir insanı hiçbir şey görür, bu doğu'dur.
bir insan bir insanı görmez, bu ölümdür.

aşka gönül ile düşersen yanarsın
zeka ile düşersen kavrulursun
akıl ile düşersen çıldırırsın
duygu ile düşersen gülünç olursun
aşka düşmezsen kalabalığa karışırsın, ezilirsin
sersem sersem bakınıp durma bir yol seç

kişilerin geldikleri yer, toplumların gittikleri yön önemlidir.

sanatçıların tek ve baş düşmanları politikacılardır. onlar sanatçıyı, sanatçıları överken de yererken de küçültürler.

öz dil diye bir dil yoktur. duru dil vardır.

ya hep geçerli olanı yazabilmeli.
ya da hiçbir zaman geçerli olmayacak olanı.

susmakla söylemek arasındaki kocaman uçurum.

bilmiyorum demesini de biliyorsan yanıtlayamayacağın soru yoktur.

tarihte kapı devri diye bir çağ olmalıdır.
çünkü ahlaksızlıkların başı kapı ile başlamıştır.
yalanların, kaçmaların, saklanmaların, hırsızlıkların..