16.8.13

beyoğlu'nda fısıltılar

david boratav

unutmak en iyi ilaçtır.

düzgün davranmayı bil; o zaman kimsenin aklına sana nereden geldin diye sormak gelmez.

kaybedecek bir şeyiniz olmadığı andan itibaren, saklayacak bir şeyiniz de yok demektir.

din, işin dışarıya gösterilebilen yüzüdür, kolektif versiyonudur, saygıdeğer yüzüdür. ama gizli yüz, herkesten saklanan küçük bireysel günah, işte bu batıl inançtır. mesela büyük annenin yaptığı gibi kem gözlerden korunmak için kapıya nazar boncuğu asmak, bir bakıma hiçbir şeyin değişmeyeceğini kabullenmek demektir. bu küçücük şeyler çoğalıp biriktiklerinde, üst üste yığıldıklarında, entelektüel bir duruş oluştururlar. bu, her köşe başında karşımıza çıkan ve zihinleri kangren eden bir tür sofu kaderciliktir.

erdemin mucizeleri, çok çabuk tükenen bir konudur.

sürekli hayal kırıklığına uğramak, bir adamın gönlünden yurt sevgisini tamamen silebilir.

boğaz'ın karidesi, ilk kadınına kadar tadacaklarının en iyisidir.

istanbul insanlık tarihinde bütün şehirlerden çok daha fazla yağmalandı. istanbul'un hayatındaki dönemlere ritmini veren talanlardır. osmanlılar tarafından talan edilmiş, hristiyanlar tarafından talan edilmiş, galipler arasında paylaşılmış ve bir kez daha zenginlikleri, simgeleri ve bu kadar yağmanın sonunda özü de talan edilmiştir. onu tasvir edenler, rüyalarında görenler, hayallerinde süsleyenler, iliğine kadar sömürenler hep dışarıdan gelenlerdir. şehir yavaş yavaş kimliğini kaybetmiştir.