9.6.12

yukio mişima

javier marias

tanıyanların anlattığına göre yukio mişima çok sevimli, şakacı bir adamdır, çok hareketlidir, vahşi ve tiz bir gülüşü vardır ve sık sık da güler. kadınlarla -gelininin tüm karşı çıkmalarına rağmen torununu doğar doğmaz kaçıran ninesi hariç- pek ilişkisi yoktur; annesi, kız kardeşi, karısı ve kızı, yaşamının, en büyük kadın düşmanının bile kaçamayacağı en önemli dişi figürleridir kuşkusuz. yanlış bir alarm nedeniyle evlenir, annesinin kanserden öleceğini zanneder ve ona son bir armağan vermek ister: kadın, oğlu evlenirse ve soyağacının devam edeceğini bilirse daha huzurlu ölecektir. kanser hayalidir ve ananın ömrü, oğulunkinden uzun olur; ama mişima bu gerçeği öğrendiğinde, aradaki çöpçatana tembih edilen 6 koşula da uygun, iyi aile kızı yoko sugiyama'yla evlendirilmiştir çoktan.

bakalım bu önkoşullar nelermiş: gelin, ne bilmişin biri ne de ünlü avcısı olmalıdır; yazar yukio mişima'yla değil de ayrıcalıklı vatandaş kimitake hiraoka [mişima'nın gerçek adı] ile evlenmeye hevesli olmalıdır; topuklu ayakkabı giydiğinde bile kocasından daha uzun boylu olmamalıdır; güzel ve yuvarlak yüzlü olmalıdır; eşinin anne babasına bakmaya razı, evi çekip çevirecek kadar becerikli olmalıdır; son olarak da, mişima'yı çalışırken hiçbir biçimde rahatsız etmemelidir.

yukio mişima yaşamının son döneminde paramiliter tatenokai'yi kurar; "kalkan topluluğu" ya da "kılıç topluluğu" anlamına gelen ingilizce shield society ya da sword society'nin başharflerinden oluşan ss kısaltmasını yeğler. bu, japon silahlı kuvvetleri'nin hem anlayış gösterdiği hem de yüreklendirdiği 100 kişilik küçük bir ordudur. bu yüz adamın çoğu, imparatora ve japonya'nın en eski geleneklerine koşulsuz bağlı öğrencilerdir. bir süre sadece keşif gezileri, taktik alıştırmaları, sahte askeri manevralar yapmakla, kan kardeşi olmak ve birbirlerinin kanını içmek için oralarını buralarını kesmekle yetinirler.

ilk ve tek gerçek eylemleri, 25 kasım 1970'te gerçekleşir. mişima ve dört müridi, hardal rengi üniformaları içinde tokyo'daki içigaya askeri üssü'ne gelirler. amaçları, general maşita'ya saygılarını sunarak mişima'nın sahibi olduğu, kuşkusuz görülmeye değer, antika bir samurai kılıcını göstermektir. beş sahte asker generalin çalışma odasına davet edilir edilmez kılıçlarını ve hançerlerini çeker, adamın ellerini bağlarlar. talepleri mişima'nın yapacağı bir konuşmayı dinlemek üzere tüm taburların balkonun altında toplanmasıdır.

birkaç silahsız subay (japon ordusunda sivillere karşı silah kullanmak yasaktır) onlara engel olmaya çalışırken yaralanır. mişima, bir çavuşun neredeyse elini keser. yaşanan karmaşanın ardından mişima'nın taburlara hitaben yaptığı konuşma pek iyi karşılanmaz. askerler sık sık "gel de kıçımı öp!" ya da "bakayaro!" (git de ananı becer!) benzeri kabalıklarla yazarın sözünü keserler.

işler planlandığı gibi gitmemiştir. mişima yeniden generalin çalışma odasına girerek harakiri için hazırlanır. sağ kolu ve muhtemelen de sevgilisi olan masakatsu morita'dan, kendisi bağırsaklarını deşer deşmez, fazla acı çekmesine izin vermeden değerli kılıçla kafasını uçurmasını ister. ancak morita (daha sonra o da harakiri yapacaktır) üç kez kılıcı mişima'nın kafasına isabet ettirmeyi beceremez; yazarı omuzlarından, sırtından ve ensesinden ciddi biçimde yaralar. öbür üç müridin en beceriklisi ve sakini olan furu koga, kılıcı morita'nın elinden alarak kelle uçurma işini tamamlar. ardından, ilk girişiminde bağırsaklarını deşmeyi de beceremeyerek karnında hançerle derin olmayan bir yara açan morita'nın kellesini de uçurur. kelleler halının üzerinde kalır. mişima 45 yaşındadır ve daha o sabah, her zamanki teatral yaklaşımıyla yayıncısına son romanını teslim etmiştir.