26.08.2020

erkek

valerie solanas

eril biyolojik bir kazadır.

bir erkeğe hayvan demek ona iltifat etmektir. o bir makine, yürüyen bir vibratördür.

suçluluk, utanç, korkular ve güvensizliklerle kendini yiyip bitirmiş olan ve eğer şansı yaver giderse belli belirsiz bir fiziksel duygu elde edebilen eril, yine de kafayı düzüşmeye takmış haldedir. eğer sonunda onu bekleyen dost bir kuku olduğunu bilse, bir sümük ırmağında yüzüp bir mil kusmuğun içinde burnuna kadar batmış halde yürür. burun kıvırdığı bir kadını, mesela dişsiz bir acuzeyi düzer üstelik de bu fırsat için para öder.

kadınlarda penis haseti yoktur, erkeklerde kuku haseti vardır.

düzmek, bir erkek için, dişi olma arzusunun karşısında bir savunmadır. cinselliğin kendisi bir yüceltmedir.

dişi olmamasını telafi etme takıntısı, ilişkilenme ve merhamet duyma konusundaki acziyle birleşen eril, dünyayı bir bok yığını haline getirmiştir.

merhameti, empati kurma ya da özdeşleşme kabiliyeti olmadığından, erkekliğini ispat etmek, sonsuz sayıda sakat kalmaya, acı çekilmesine ve kendisininki de dahil sonsuz sayıda hayata bedeldir -kendi hayatı kıymetsiz olduğundan, elli yıl daha cefakarca yürüyeceğine bir zafer alevi içinde erimeyi tercih eder.

sonuç olarak, babaların etkisi dünyayı erkeklikle çürütmek olmuştur. erkeğin uğursuz bir midas dokunuşu vardır, neye dokunsa boka çevrilir.

her erkek bir adadır. kendi içinde kıstırılmış, duygusal olarak tecrit edilmiş ve bağlantı kurma yeteneğinden azade olan erkek, medeniyetten, insanlardan, şehirlerden ve insanları anlamayı ve onlarla bir bağlantı kurmayı gerektiren bütün durumlardan korkar.

erkekler ortak bir hedef için işbirliği yapamaz; çünkü her erkeğin hedefi bütün kukuların kendisinin olmasıdır.

erkeğin herhangi birisine ve herhangi bir şeye bağlanma konusundaki kabiliyetsizliği hayatını amaçsız ve manasız kılar; o yüzden de felsefe ve dini icat etmiştir. bu dünya üzerinde mutluluk onun için mümkün olmadığından cenneti icat etmiştir.

erkeğin gerçekleştirebileceği herhangi bir gerçek toplumsal devrim mümkün değildir; çünkü tepedeki erkekler statükonun sürmesini ister ve aşağıdaki erkeklerin bütün istediği yukarıdaki erkek olmaktır.

erkeğin isyanı bir maskaralıktan ibarettir. bu, erkeğin, kendi ihtiyaçlarını tatmin etmek için kendi kurduğu toplumdur.

tamamen cinsel odaklı olduğu için akılcı estetik cevaplardan aciz ve bütünüyle maddiyatçı ve obur olan erkek, dünyaya "büyük sanat" eziyetini yaptığı yetmezmiş gibi, manzarasız şehirlerini, içi ve dışı çirkin binalarla, çirkin dekorlarla, reklam panolarıyla, otobanlar, arabalar, çöp kamyonları ve en önemlisi kendi kokuşmuş benliğiyle süslemiştir.

erkekler dünyayı utanç verici varlıklarıyla doldurmakla kalmıyor. kadınlar kitlesi onlara yaltaklanıyor ve önlerinde diz çöküyor. milyonlarca kadın paranın hükümdarlığının önünde secdeye varıyor, köpek tasmanın ucundaki sahibini taşıyor.

Hiç yorum yok: