5.2.20

dilek

andre breton

inanılmaz bir şekilde şunu diledim hep: geceleyin bir ormanda, güzel ve çıplak bir kadınla karşılaşmak. ancak böylesi bir dilek bir kez ifade edildi mi hiçbir anlamı kalmayacağından, bu kez inanılmaz bir şekilde böyle bir kadına rastlamamış olduğuma pişmanım. böylesi bir karşılaşmayı varsaymak öylesine çılgınca bir şey değil. olmayacak şey de değil.

bana öyle geliyor ki her şey bir kalemde durur ve ah! yazmakta olduğumu da yazmazdım o zaman. aklın mevcudiyetinin yokluğunu bir olasılıkla en çok hissettiğim bu tür durumlara bayılıyorum. bu durum karşısında kalkıp kaçmaktan başka bir şey akıl edemezdim (bu son cümleye gülenler domuzdur).

geçen yıl bir akşam vakti "electric-palace"ın oralardaki galerilerde, üstünden çıkarıp atacak bir mantodan başka hiçbir şeyi olmayan bir çırılçıplak kadın, bembeyaz teniyle, bir sıradan diğerine gidip geliyordu. bu kadarı bile baş döndürücüydü. ne yazık ki olağanüstü olmaktan uzak "electric"in bu köşesi, hiçbir ilginç yanı olmayan bir sefahat mahalliydi.