13.9.17

rubailer

ömer hayyam



şu uçsuz bucaksız evrende mutlu olan
bulunur belki yalnız iki türlü insan
dünyayı tanıyan ve kendini bilenle
dünya yansa, dünyanın farkında olmayan

doğa, esinidir sanatın ve bilimin
onunla yakından ilgilenir her bilgin
doğa işte budur ey softa! oysa senin
ya dışkı ya fışkıdır akıl erdirdiğin

"esirgeyen, bağışlayansın" der dururum
çünkü, her nimete sayende kavuşurum
yüz yıl günah işleyeyim de, öyle affet
-affın suçumdan yüceyse- görmüş olurum

âşıklar meclisinden sen kaldın da uzak
o güzelle sevgide olamadın ortak
molla da oldun, imam da oldun, şeyh oldun
olamadığın bir tek şey var: adam olmak

suda kiremit mi sektirip durayım ben
bıktım, usandım dinlisinden, dinsizinden
"hayyam cehenneme gidecek" diyorlarmış
cehenneme giden kim, kim cennetten dönen

götürün muhammed mustafa'ya bir selam
saygı göstererek şunu deyin tastamam
"ey efendiler efendisi, şeriatta
ekşi ayran helal de, saf şarap mı haram?"

damla ağladı, niçin uzak diye deniz
deniz güldü: "uzak değiliz, birlikteyiz"
-hüda yaradan demektir, cüda ayrılık-
tek harf farkıyla tanrı'dan ayrı düştük biz

aslı yok derdine daldığın şu dünyanın
yararı yok, boş yere gam yemesin canın
geçen geçmiş, elde yok, gelecek gelmemiş
olmayanla dertlenme, hoş geçsin zamanın

eğer son yargı gününün şafağında
mezarımızdakilerle birlikte doğrulacaksak
yanıma bir testi şiraz şarabı
ve güzel bir saki koyun