20.10.19

yalnızlığın keşfi

paul auster

her kitap bir yalnızlık imgesidir.

gerçek şu ki, uzayın sonsuz boşluğunda ilk kıvılcımın ilk patlayışında oluşan maddeden yapılmışız hepimiz.

pascal: ben yalnızca kendi hiçliğimi öğrenmeye çabalıyorum.

samuel beckett: alışkanlık öldürücü bir şeydir.

insan büyüse bile, babasının sevgisine duyduğu açlık tükenmez.

bir anne ya da baba için çocuklarının hastalığından doğan çaresizlikten daha büyük acı olamaz. zor gelse de bunu kabul etmek zorunda kalırsınız. kabul ettikçe de umutsuzluğunuz büyür.

vincent van gogh: herkes gibi ben de aile ve arkadaşlık, sevgi ve dostça ilişki gereksinimi duyuyorum. bir yangın musluğu ya da lamba direği gibi taş ya da demirden yapılmadım ki!

parası olmak, bir şeyleri satın alabilmenin ötesinde bir anlam taşır: dünya size asla bir şey yapamaz.

carlo collodi: ölüler ağladıkları zaman iyileşmeye başlamışlar demektir.

pascal: insanın tüm umutsuzluğu yalnızca bir tek şeyden kaynaklanır: odasında sessizce kalmayı başaramamasından.

wallace stevens: olağan dışı gerçeğin karşısında, düş gücünün yerini bilinç alır.

aziz augustinus: belleğin gücü çok büyüktür. çok geniş, ölçülemeyecek kadar büyük bir sığınaktır o.

"daha iyi bir yolu
zamanı ve dünyayı yenmenin
geçip gitmek ve iz bırakmamak olmalı
geçip gitmek ve bir gölge bırakmamak
duvarlarda" (marina tsvetayeva)

leibniz: her yaşayan madde, evrenin sürekli yaşayan bir aynasıdır.

bir sihirbazdan daha az alaycı kimse olamaz. yaptığının bir aldatmaca olduğunu hem kendisi hem de başkaları bilir. marifet onları gerçekten aldatmak değil, aldatılmak istemekten zevk almalarını sağlamaktır. birkaç dakika süreyle neden-sonuç bağı gevşesin, doğanın kuralları yok sayılsın diye. pascal'ın söylediği gibi: "mucizelere inanmamanın akla uygun temelleri olması olanak dışıdır."

herakleitos: doğruyu ararken beklenmedik şeylere hazır ol; çünkü onu bulmak zordur, bulunca da şaşırtıcıdır.

bazen kentin içinde dolaşırken hiçbir yere gitmiyor, yalnızca vakit geçirmenin bir yolunu arıyor gibiyizdir, nerede, ne zaman durmamız gerektiğini bize bildiren de duyduğumuz yorgunluktur. ama nasıl ki bir adımın ardından kaçınılmaz olarak ikincisi atılırsa, bir düşünce de bir öncekinden doğar.

samuel beckett: iyi bir belleği olan kişi hiçbir şeyi anımsamaz; çünkü hiçbir şeyi unutmaz.

don quijote düşler aleminde sapıtmış bir bilinçliliktir. kişi dünyada deli birine bakar ve hiçbir şey söylemez. bu belki de boşa harcanmış bir yaşamın üzüntüsüdür, başka bir şey değil.

sonra günün birinde evinizin duvarları çöküverir. ama kapı hâlâ yerinde duruyorsa, yapacağınız tek şey, o kapıdan geçmektir, böylece yine evin içinde olursunuz. yıldızların altında yatıp uyumak çok hoştur. yağmura ise aldırmayın. çok uzun sürmez nasılsa.