7.10.19

dayak birincisi

muzaffer izgü

her kente bir eğlence, her eğlence için bir deli gerek.

polisin her suç için önceden konmuş belirli bir dayak kontenjanı vardı. şu iş için şu denli dayak, bu iş için bu denli dayak. peki, hiç suç işlememiş bir insan için? işte en fenası bu ya. işlemediğin suç için atılacak dayağın ölçüsü yoktur. bazen yarım gün döverler, bazen bir gün, bazen de bir hafta.

geri kalmış uluslarda kadınlar daima aşağılanmıştır. aşağılandıkları için küfür denir denmez, hemen kadınlar akla gelmektedir. niçin küfreden biri, "senin babanı dedeni şöyle şöyle yaparım." demez de, "ananı avradını" der? kadın sövülerek de sömürülmektedir geri kalmış ülkelerde.

ama salt kadınlar mı ki? geri kalmış uluslarda bir güçlüler vardır, bir de güçsüzler. güçlüler azdır, güçsüzler çoktur. işte bu güçsüzler haklarını alamayınca küfrederler. örneğin, güçlü adalet önünde haklı çıkar, güçsüz haksız çıkar. güçsüz o zaman ne yapar, çıkar çıkmaz başlar küfretmeye. karakolda dayağı yer, eve gelir, başlar evde kendini dövenlere sövüp saymaya. patrondan hakkını alamaz, patronun yüzüne karşı sövse, işten derhal atılacağını bilir. onun için akşam bekler, eve gelince geçer pencerenin önüne, pencerenin pervazını patron yerine koyar, affedersiniz, ana avrat dümdüz gider. hastası hastane kapılarında sürünür, yatıramaz, koyar arabanın içine, eve dönüşünde başlar başdoktorundan hademesine dek küfretmeye.