10.7.19

budala

charles bukowski

insan ruhuna iyi gelen o kadar az şey var ki..

bazen hepimiz bir filme hapsolmuşuz hissine kapılıyorum. repliklerimizi biliyoruz, nereye doğru yürüyeceğimizi biliyoruz, nasıl oynayacağımızı biliyoruz, sadece kamera yok. yine de çıkamıyoruz filmin içinden. ve film kötü.

hastayız, ümit budalalarıyız. eski giysilerimizle, eski arabalarımızla, bütün hayatlar gibi harcanmış hayatlarımızla bir serap peşinde.

bir tanrı olup olmadığı beni ilgilendirmiyor. umurumda bile değil.

kendimize işkence etmek için kullanmak isteyeceğimiz bir şey hep bulunur.

arabamla bir köprüden geçiyorsam aklımdan mutlaka intihar geçer. intiharı düşünmeksizin bir göle ya da okyanusa bakamam.

hayat tuzaklarla doludur ve çoğumuz çoğuna düşeriz. önemli olan bu tuzaklardan elden geldiğince uzak durmaktır. bu da ölüm gelene dek olabildiğince huzurlu yaşamanızı sağlar.

pamuk ipliği ile bağlıyız hayata. olasılıkların arasında talihimizle geçici olarak varız. bu geçicilik unsuru işin en iyi ve en kötü kısmıdır. elden de bir şey gelmez. bir dağın zirvesine çıkıp on yıllarınızı meditasyon yaparak geçirseniz de bu gerçeği değiştiremezsiniz. kabullenmeyi seçebilirsiniz ama bu da ne kadar sağlıklıdır bilemiyorum. fazla düşünüyoruz belki de. daha çok hisset, daha az düşün.