17.09.2013

muz sesleri

ece temelkuran

tanrı'nın ortadoğu'da icat edilmiş olması tesadüf olamaz. çünkü orası günahlardan kurulu. kimse günahını hatırlamıyor, kimse alacağı intikamı unutmuyor.

türkiye'de entelektüeller ülkenin kuruluşundaki milliyetçi ögenin reddi kabilinden ve ülkedeki farklı etnik gruplara yönelik imha politikalarına bir tepki olarak kendilerine türk değil, türkiyeli demeyi tercih ederler.

zenginlerin böyle tuhaf bir yanı var. yoksulluğun üzerini üniformalarla örterler. sanırım birinin kendilerine kölelik etmesi fikri rahatsız ediyor onları. o yüzden bir insandan başka bir şeye benzetmeye çalışıyorlar hizmetkarları. üniformalar bu işe yarar. sakın unutma bunu ve asla bir üniforma giyme.

artık hiçbir şeyin parçası olmak istemiyorum. ne bir savaşın ne de umudun. ne bir halkın ne de bir tarihin. ne elimizde tuttuğumuz eski ülkedeki evlerimizin anahtarlarının ne de bu sonsuz 'taktaka'nın.

her ilişkinin gizli bir mezarlığı vardır. eğer iki kişiden biri bu mezarlığı yalnız ziyaret etmeye başlamışsa pek yakında o mezarlık, ilişkinin de ebedi istirahatgahı olacak demektir. sakın o mezarlığı yalnız ziyaret etme. ne olursa olsun yanındaki adamı da sürükle. yoksa bir gün o mezarlıkta yalnız kalırsın.

sakın bir eve sığışacağım diye bükme kendini.

unutmak ılık, ağrılı bir loşluktu. hatırlamak ise gölgeli uykuyu kesik kesik yanmaya başlayan çiğ beyaz floresan ışığıyla bölen berbat bir mola yeri.

savaşmayı bırakmış erkekler, savaşanlardan daha ürkütücüdür. çıplaklıkları, ayakkabısızlıkları ve kapalı gözlerinin ardında akıp duran korkunç rüyaları, savaşın en korkunç cephesi yapar hastaneleri. postallarını giyebilseler ve ayaklarında postallarıyla ölebilseler çok daha muzaffer olacaklar gibi gelir hep bana. acının yaşanmasına izin verildiği bu cephe, en kanlı cephesidir savaşın. görmek istemezsin.

herkes toprağının kaderini sırtında mı taşır? yoksa bu sadece bizim lanetimiz mi?

bu topraklar böyledir. hatıraları, unutmak üzerinedir. herkes kendi günahını unutur; ama kimse alacağı intikamı unutmaz.

her şeyi hep birlikte bir yumak haline getirip sonra da çıkış yolu aramak doğulu bir düşünme biçimidir. batılı akıl, sorunun parçalarını ayrıştırmak eğilimindedir. doğulular çözüm için düşünmez. batılılar çözüm için düşünür. doğulular için hayat çözülecek değil, daha ziyade seyrine bakılacak bir şeydir.