11.10.15

muz sesleri

ece temelkuran

tanrı'nın ortadoğu'da icat edilmiş olması tesadüf olamaz. çünkü orası günahlardan kurulu. kimse günahını hatırlamıyor, kimse alacağı intikamı unutmuyor.

türkiye'de entelektüeller ülkenin kuruluşundaki milliyetçi ögenin reddi kabilinden ve ülkedeki farklı etnik gruplara yönelik imha politikalarına bir tepki olarak kendilerine türk değil, türkiyeli demeyi tercih ederler.

zenginlerin böyle tuhaf bir yanı var. yoksulluğun üzerini üniformalarla örterler. sanırım birinin kendilerine kölelik etmesi fikri rahatsız ediyor onları. o yüzden bir insandan başka bir şeye benzetmeye çalışıyorlar hizmetkarları. üniformalar bu işe yarar. sakın unutma bunu ve asla bir üniforma giyme.

artık hiçbir şeyin parçası olmak istemiyorum. ne bir savaşın ne de umudun. ne bir halkın ne de bir tarihin. ne elimizde tuttuğumuz eski ülkedeki evlerimizin anahtarlarının ne de bu sonsuz 'taktaka'nın.

her ilişkinin gizli bir mezarlığı vardır. eğer iki kişiden biri bu mezarlığı yalnız ziyaret etmeye başlamışsa pek yakında o mezarlık, ilişkinin de ebedi istirahatgahı olacak demektir. sakın o mezarlığı yalnız ziyaret etme. ne olursa olsun yanındaki adamı da sürükle. yoksa bir gün o mezarlıkta yalnız kalırsın.

sakın bir eve sığışacağım diye bükme kendini.

unutmak ılık, ağrılı bir loşluktu. hatırlamak ise gölgeli uykuyu kesik kesik yanmaya başlayan çiğ beyaz floresan ışığıyla bölen berbat bir mola yeri.

savaşmayı bırakmış erkekler, savaşanlardan daha ürkütücüdür. çıplaklıkları, ayakkabısızlıkları ve kapalı gözlerinin ardında akıp duran korkunç rüyaları, savaşın en korkunç cephesi yapar hastaneleri. postallarını giyebilseler ve ayaklarında postallarıyla ölebilseler çok daha muzaffer olacaklar gibi gelir hep bana. acının yaşanmasına izin verildiği bu cephe, en kanlı cephesidir savaşın. görmek istemezsin.

herkes toprağının kaderini sırtında mı taşır? yoksa bu sadece bizim lanetimiz mi?

bu topraklar böyledir. hatıraları, unutmak üzerinedir. herkes kendi günahını unutur; ama kimse alacağı intikamı unutmaz.

her şeyi hep birlikte bir yumak haline getirip sonra da çıkış yolu aramak doğulu bir düşünme biçimidir. batılı akıl, sorunun parçalarını ayrıştırmak eğilimindedir. doğulular çözüm için düşünmez. batılılar çözüm için düşünür. doğulular için hayat çözülecek değil, daha ziyade seyrine bakılacak bir şeydir.

kadında zaman geçmez. sakın günün birinde iyileşmek için zamana güvenme.

savaşın en şefkatli yanı budur. kendini kapıp koyvermek isteyenlere kucağını açar. uyku gibi yumuşak, kan kadar ılık bir gürültü kucağı savaş. eriyip gitmek isteyenlerden hesap sormayan boz bulanık bir toz yatağı.

tanrı'ya değil ama çocuklara inanıyorum.

savaş, korkak bir erkeğin en iyi saklanacağı sistir.

bizim buralarda kadınlar birinin karısı, birinin kızı değilse öyle politika molitika yapamazlar.

biri olmamanın konforu insanı çok çabuk soysuzlaştırır.

yara, en canlı yeridir gövdenin. hareket oradadır. can, tam yaradadır. biz, yani kimilerimiz, kan gibiyiz. yaranın olduğu yere doğru akıyoruz. başka türlü akmayı bilmiyoruz. bizim için hayat orada. dünyanın canı neresinden yanıyorsa başkent orası.

dayanamayanlar, zarif ruhlar gittiğine göre geride kalanlar, bizler yani, kaba ruhlar mıyız acaba? belki de biz türümüzün en kötü örnekleriyiz. yani en zarif olanlar evrim sürecinde yok olup gittiyse, belki de biz, şimdi yaşamakta olanlar, türümüzün en vahşi, en kaba temsilcileriyiz. ama biz, kaba vahşiler, bir şeyi biliyoruz: o gidenler, kalanlardan daha çok acı çekecekler. çünkü yarım kalmış bir hikayeden daha çok kanayan hiçbir şey yoktur.

benim evim sensin. birlikte yaşanan hikayeler, insanları birbirinin evi yapar.

insanlar yerinden kıpırdamıyor. kimse gitmiyor. uzakta başka bir dünya. sanki bize daha ait bir dünya var da. gerçek anlamda gitmiyor yani kimse, hiçbir yere. her şey gitmeyelim diye kurgulanmış sanki. facebook, google map. ne bileyim think-tank'ler.

insan nasıl yaşıyorsa öyle sevişiyor.

değiştirirken değişmeyi, kaybolmayı ve yok olmayı göze alacaksın. yardım ettiğin insanların sana yardım etmesine izin vereceksin. eşitleneceksin yani. tamı tamına, sonuna kadar eşitleneceksin. o zaman değişiyor insanlar. yeni bir biçim alıyorlar.

kavganın tek bir kuralı vardır: öfkesi daha büyük olan, eninde sonunda kazanır.

kadınlar avcılarla birlikte olmak ister. kabul edin ya da etmeyin bu böyledir. hiçbir kadın bir çiftçiye aşık olmaz.

bir kadının boynu, en uzun cümlesidir. sessiz, beyaz, uzayıp giden ama hep konuşan bir cümle.

inanmış insanların yüzleri birbirine benzer.

on-on bir yaşında bir çocuğun babası bir bombalamada öldürülüyor. çocuk hizbullah'tan abilere gidiyor. çocuk kuran okuyor. çocuk eğitimde. çocuk aniden kamuflaj, haki kıyafetler giyiyor. çocuğun elinde bomba. çocuk koşuyor ve bomba patlıyor.