15.3.12

seks

a. l. kennedy

seks yapmaya fırsatımız olsa sakız çiğnemeye, bekleme odalarındaki akvaryumlara, sigaralara, bulmacalara, yemekhanelerdeki kuyruklara, sabretmeye, iskambil falı açmaya hatta dama oynamaya bile gerek kalmazdı.

aşklarının ölümsüzlüğünü göstermeye çalışan ham beyinlerin sıradanlıklarını korkunç patlamalarla basmakalıp şiire dökmelerine dayanamıyorum. büyük olasılıkla aklı başında olan bu erkekler ve kadınlar birbirlerine çok sevimli olduğunu sanarak iç sıkıcı küçük dizeler yazar, ölüp giden çiçekler ve küflenen süs eşyaları hediye edip dururlar; oysa aslında tek istedikleri köpekler gibi sevişmektir.

nokta, bir başka insana gerçekten dokunduğun andır. onlara bir sözcükle, bir düşünceyle, bir hareketle uzanırsın, hamleni yaparsın ve hedefi vurursun. işte bu noktada -bir kalp atışı bile tutmaz bu- iki insan bir olur. konuşmacı ve dinleyici, yazar ve okuyucu, yaralı ve onu yaralayan aynı şeye dönüşüverir.

dost edinmek bana göre değildir; çünkü dostluk acı kaynağıdır. acının salgın bir hastalık gibi olduğunu biliyorum artık; hatta daha net söylemek gerekirse bulaşıcı bir hastalık gibidir; bulaşmak için bir ilişkiye, bir yakınlığa ihtiyacı vardır. hisseder, önemser ve seversem, hayat canı çektiği an tekmeyi basar. korunmasız bir balık gibi en ufak bir hareketten, en ufak bir dokunuştan bile etkilenebilirim. hiç olmasın, daha iyi.