20.08.2021

kültürlerarası yaklaşım

michel bourse

g. neuner, kültürler arası yaklaşımı iki dünyanın -öğrenen dünyası ile yabancı dünya- entegrasyonu olarak tanımlar. bu entegrasyonun başarısı dört temel yetiyle mümkündür: "empati, rol karşısındaki mesafe, muğlaklığın kabulü ve kendi kimliğinin bilinci ile temsili."

empati; ötekinin yerine geçme, "anlama" amacıyla onun kisvesine bürünme yetisini içerir: biriyle özdeşleşme, onun hissettiğini hissetme yeteneği olan empati, carl rogers'a göre, bir başka kişinin duygusal bileşenlerini ve içsel referanslarını mümkün olduğunca doğru bir şekilde kavramaktan ve sanki bu öteki kişiymişiz gibi bütün bunları anlamaktan ibarettir. bu "merkez kayması"nın amacı, ötekinin dünyasını, onun bakış açısını görmektir. kaçınılmaz bir şekilde, "öteki"nin içinde evrim geçirdiği sosyokültürel bağlamla yakınlık kurmak şarttır; böylelikle "biz"im için "yabancı" olanın "o"nun için "normal" olduğunun bilincine varırız.

rol karşısındaki mesafe. bu yeti bir önce tarif edilen kapasitenin devamıdır. gerçekten de, rol karşısındaki mesafe, bu kez bir çağrıda bulunur: "bir geri çekilme, kendi kültürüne bakışta bir değişim, bu kültüre dışarıdan bir bakış." "merkez kayması"nın bu ikinci evresi, bizim dünyayı görme tarzımızın ille de paylaşılmadığını ve "öteki"lerin bize karşı ön yargıları olabileceğini anlamayı sağlar.

muğlaklığın kabulü. bunun hedefi, başka şeylerin yanı sıra, öğrenciyi, hedef ülke ve kültürü reddederek kendi içine kapanmaya yöneltebilecek "kültür şoku" olgusuna karşı -önleyemese de- mücadele etmektir. g. neuner şu gereklilik üzerinde durur: "öğrencinin ketleme ve retleri aşmasını sağlayacak -sözel ya da sözel olmayan- 'hayatta kalma stratejileri' hazırlatmak (örneğin şaşkınlık ve rahatsızlık belirtileri göstermek; kritik bir durum ya da bağlamda 'güvenilir işaretler'i referans almak: geriye iletişime ve etkileşime dönmek; yorumlamak, açıklamak vs.)

kendi kimliğinin bilinci ve temsili. öğrenenlerin kendi dünya görüşlerine etkide bulunan, gündelik yaşamlarını düzenleyen ve zihniyetlerini oluşturan faktörlerin tamamen bilincine varmalarını sağlar; aynı zamanda da başkalarıyla ilişkilerini koşullar. bu bilinçlenmenin amacı, kimi durumlarda, başkalarına kendi evrenini açıklama kapasitesini geliştirmek olabilir.

g. zarate ise, kültürler arası yetiyi dört bileşene ayırır: var olmayı bilmek, öğrenmeyi bilmek, bilgiler ve beceri.

var olmayı bilmek, g. zarate tarafından "başkalık karşısında etnik-merkezci tutum ve algıları terk etmeye yönelik duyumsal kapasite ve kendi kültürü ile yabancı kültür arasında bir ilişki kurup bu ilişkiyi sürdürme yönündeki bilişsel yeti" olarak tanımlanır. var olmayı bilmek çerçevesinde sayılan hedefler arasında şunlar yer alır:

- yabancı kişi, toplum ve kültürler karşısında açıklık ve ilgi gösterme tutumu
- kendi bakış açını ve kültürel değerler sistemini görecelileştirme yetisi
- ana kültür ile yabancı kültürleri ilişkiye sokabilmeye özgü betimleyici kategorilere hakim olabilme kapasitesi
- turistik ilişki ya da klasik okul ilişkisi gibi kültürel farklılıkla sıradan ilişkiden uzaklaşma kapasitesi
- ait olunan kültür ile öğrenilen yabancı kültür arasında kültürel aracılık rolünü -çatışmalı durumlar da dahil olmak üzere- sürdürebilme kapasitesi

öğrenmeyi bilmek, "aşina olunan ya da olunmayan bir dile ve kültüre ait, o zamana dek bilinmeyen kültürel pratikleri, inanç ve göstergeleri gün ışığına çıkaran bir yorumlama sistemini hazırlama ve uygulama yetisi" olarak tanımlanır. dolayısıyla burada soruşturma ve yorumlama yetilerinin belirli bir biçimine çağrı yapılmıştır ki, bunlar sonuçta etnografik yetilere oldukça yakındır: örneğin ötekinin bakışını analiz etmeyi, paylaşılan değerlerin ya da bir gruba mensup olma işaretlerinin, hatta imaların ve/veya yan anlamların saptanmasını içerir.

bilgilere gelince, g. zarate tarafından şöyle tanımlanırlar: "kültürel ve dilsel öğrenim sırasında edinilen zımni ve aşikar bilgiyi yapılandıran ve öğrenenin özel ihtiyaçlarını yabancı dilin yerlisi olanlarla etkileşim durumları içine dahil eden kültürel referanslar sistemi." bu referanslar yerli konuşmacının bakış açısının olduğu kadar yabancının bakış açısının da parçasıdır ve örneğin, ulusal ya da kültürel kimlikten, uzamdan, toplumsal çeşitlilikten, sanatsal yaratıdan kaynaklanıyor olabilirler.

son olarak, beceri, "var olmayı bilmeyi, öğrenmeyi bilmeyi ve bilgileri, iki kültürlü temasların gerçekleşebildiği özgül durumlara dahil edebilme kapasitesi" olarak tanımlanır. burada amaçlanan hedefler, örneğin kültürel bir aracılık rolü çerçevesinde, farklı topluluk üyeleri arasında temasları ve alışverişleri kolaylaştırmaktadır.

genel olarak, kültürler arası yeteneğin bu dört bileşeni bir nitelikte özetlenebilir: "merkez kayması." g. zarate'nin yazdığı gibi, "bir kültürün gözlemlenmesi onun özelliklerinden çok gözlemde bulunanın gözlemlenen nesne karşısında benimsediği konuma bağlıdır." öğrenmiş olduğumuz gibi, algımızın temelinde olan şey kültürel değerlerdir. bu kültürel değerler her birimizin tabi olduğu ve bizi "kendiliğinden" olanın aslında dünyanın keyfi bir yapımı, bağdaşık ama evrensel olmayan bir bütün olduğunu gözardı etmeye" yöneltir. ötekine yönelttiğimiz bakışımız neredeyse yalnızca kültürel referanslara dayanır. "norm", kendimizi tanımladığımız kültürel değerlerin normudur. doğrudan sonuç, ötekinin gerçekliğini nesnel biçimde görmenin imkansızlığıdır (ve tersi).

özetlersek, kültürler arası bir buluşmanın birçok gerekliliği vardır:
"ortak" mevcudiyet. geçici olarak bile olsa ortak hedeflere ve/veya ortak projelere -asgari bile olsa- sahip bir gruba geçici bile olsa mensup olma duygusu.

ötekinin yaşanmışlıkları, kültürel göndergeleri ya da basitçe bedensel tutumları dolayısıyla kabul ettiği -ama eleştiriyi dışlamayan- olumlu bir imge.

bu perspektif içinde, bir kültürler arasılık formasyonu programının hazırlanması, elbette ki, kültürler arasılığa bağlı problemleri sonunda çözebilecek tek eylemdir. geriye araştırılması gereken birçok çalışma alanı kalır:

genel olarak iletişim sorunu ve özel olarak kendinden farklı bir "öteki"yle iletişim.

bizce, kültürler arasılık ve/veya çok kültürlülük denen iki önemli kavramın tanımı ve eklemlenmesi.

toplumsal entegrasyon iradesi: burada, toplumların kendi azınlıkları karşısında somut davranış tarzları ve iradeleri incelenir. bu perspektifte, eğitimle ve/veya yetiştirmeyle ilgili farklı temel metinlerin incelenmesi, keza ilgili devletlerin anayasalarının ve bu anayasaların genel olarak kültürler arasılık sorununa verdikleri yerin incelenmesi çok verimli olabilir.

gündelik politikalarda tezahür ettiği haliyle özel entegrasyon politikaları: farklı iktidarların -yerel ve bölgesel topluluklar- özel entegrasyon politikaları, birlikler ya da diğer türde örgütlenmeler. bu inceleme, öteki imgesinin altındaki modelleri inşa etmeyi sağlayacaktır.

Hiç yorum yok: