21.6.13

yazma sanatı

inci aral

yüreğini yazma ateşi sarmış birinin bir parça ekmek, üç beş zeytin ve ot bir yataktan daha fazlasına gereksinimi yoktur.

sanatın özü karşıtlıktır. düzenle uyum sağlamış insan sanatçı olamaz.

içinde yaşadığımız bu yabanıl dünyayı yorumlama çabası olmalıdır yazmak eyleminin asıl amacı. yazmak bütün karmaşıklığı ve zalimliğiyle yaşamın ta kendisini anlatabilirsen anlam taşır.

aydın olmak; sürünün içinde ayrıcalığının bilincinde olarak yaşamak, ileriye bakarak, sapmadan, yorulmadan yürümek ve bu yolda ömür tüketmektir. tüm düşünce ve eylemini, kimilerine büyük ve saygın kimilerine ise sapkın, koşullanmış ve gülünç görünen bu doğrultuda sürdürecek böyle birinin yıpranmaz bir istence ve küçük, gündelik kaygıların dışında kalabilmek üzere yaşamının bütününü kapsayan kusursuz bir dengeye gereksinimi vardır.

mutluluk kendi tarihini oluşturabilecek bir süreç değil. insan acılarını anlatmaya yatkındır bu yüzden.

erdemle, var olan insan soyunu değiştirmeye çalışmakla hiçbir ilgisi yok yazmanın. iç akıntıları düzene koyma çabasının, geceyle gündüzü ayırt etme bilincinin, bu dünyanın oldukça seyrek, kaba saba dokunmuş kumaşına pervasızca bakma isteğinin sabun köpüğünden öte değeri yoktur. gene de gereklidir yazmak, iyidir. iğne ucu kadar, kum tanesi büyüklüğünde bir işaret bırakmalı dünyaya insan çekip gitmeden. bir kapıyı aralamalı. evet, bir kapı, bir anahtar, biraz ışık.. hepsi bu.