11.12.10

sağ ve sol

nihat genç

sağcılar anadan doğma keloğlandır, otoriteye bağımlı, şansa, tesadüfe inanan, kazanmak için bu hayatta, mutlaka bir yol aranıp bulunabileceğine safça inanırlar. solcular, anadan doğma tilkidir. planla, akıllarıyla hareket eder, otoriteden nefret eder, fazlasıyla kritik yaparlar, bu yüzden bin parçaya bölünür, her şeyi eleştirerek hayatta yaşanacak bir şey bırakmazlar, elinden tutunacak hiçbir değer, umut kalmaz. sağcılar malkoçoğlu gibi fedai filmlerine, solcular tek başına bağımsız yaşayan kovboy filmlerine hastadır.

içinde fatih, kanuni, mustafa kemal, selçuklular, savaşlar dolu milli tarih tezlerinin ağır müfredatları mütevazı ölçülerle çekilmeli. yerine, ağırlıklı olarak ovalarımız, ürünlerimiz, akarsularımız, denizlerimiz, bitkilerimiz, ürünlerimiz ve endüstrilerimizle yepyeni bir coğrafya, yepyeni bir kültür teziyle yeni bir tarih yazmak zorundayız. imf ve kim, hangi niyetle masamıza gelirse gelsin, "bütün dünya bizi sikecek" korkusuyla götümüzü büzüp oturmaktan başka işe yaramıyor bu tarihçi ideolojiler. bu milli tarihçi, bu avcı ideolojiler, imf ve serbest piyasaya karşı oldukları bu yüzyıllık sloganlarla, ancak batı'nın kapatması, metresi, cariyesi, orospusu olurlar.

dünyanın tüm okullarında, tüm beden eğitimi derslerinin ilk dersi, "takla" atmayı öğretmektir. çünkü, bebekler yürümeyi öğrenirken önce düşmeyi öğrenir. bir sporcu düşmeyi bilmezse, takla atmayı refleks haline getirmezse, bodoslama, yüzükoyun yere düşer. aydınlarımız iki yüzyıldır, şahlanmayı, ayağa kalkmayı öğretiyor ve her nesil kollarını, ayaklarını kırıyor. bakın hâlâ, istanbul'un fethini öğretiyorlar. bu nesle birileri "düşmeyi" öğretsin. bir tarafımızı kırmadan "düşebilmek."