16.12.10

mutluluk

zülfü livaneli

aptallık bu memlekette o kadar yaygın ki, kapıyı pencereyi sıkıca kapamazsan havayla bile içeri girer. dünyanın en bulaşıcı hastalığıdır aptallık.

insanların, toplumun kendilerine yüklediği bütün ön yargıları ahmakça taşıdıkları bir deve dönemleri vardır; sonra aslan dönemi gelir, ön yargılara karşı aslan gibi savaşırlar ama bir de bazılarının geçebildiği bir çocukluk aşaması vardır. en üst aşamadır bu. hayata bir çocuk safiyetiyle bakmak ve oyun oynamak; her türlü etkiye açık hale gelmek. yitirilen safiyeti tekrar bulmak.

solcu gençler komünist bulgaristan'da doğmuş olsalar jivkov'a, romanya'da doğmuş olsalar çavuşesku'ya başkaldıracaklardı; başlarını örtmek için çırpınan genç kızlar da iran'da yaşıyor olsalar, başlarını açmak için mücadele edeceklerdi.

gerçek hayat bazen hollywood klişelerine rahmet okutacak kadar kitsch'tir. hatta çoğunlukla böyledir.

"dünyadaki kötülüklerin kaynağı olumsuz düşünmektir."

bütün orta doğu ayinlerinde insanlar, dakikada 124 kez vurulan daire eşliğinde allah diyordu; bu da rakseden bir insanın kalp atışlarına denk düşen sayıydı; böylece her kalp atışında bir kez allah demiş oluyor ve bir süre sonra trans haline giriyorlardı.

paranoyak olman, düşmanların olmadığı anlamına gelmez.

rüyalar! hayatının en büyük gerçeği; kendin olduğun ve gerçek bir insana dönüştüğün tek an. yaşamındaki en samimi varoluş anı.