1.6.10

tezgah

dragan babic

her zaman orada olan tüm bu eski barış ve savaş suçluları, şu anda ellerinde tuttukları ve sonu görülemeyen bir geçmişin yaşlı hayaletleri, onların, iktidarlarının, kahramanlarının, tüm kokuşmuşluklarının, bize güzellikle ya da zorla benimsettirilmiş boklarının yaşlı hayaletleri.. üstelik de bizden saygı göstermemizi istiyorlar. aksi halde, ölüm, tabancayla, hapishane, sakinleştiriciler, televizyon, aptallıklar, açlık; fakat ne olursa olsun.. ölüm! ya da ölümden besbeter, televizyon diktatörlüğü ile bir türlü gelmeyen bir vaat edilmiş hayatın bekleyişi arasında dağılmış bir yaşam..

savaş yapmak için her zaman iyi nedenleri vardır onların. her zaman sonuncu, insanları katletmek için nedenler, her zaman kötüler, onları aç bırakmak için nedenler ve insanların yaşadıkları çevreyi mahvetmek için mazeretler.. nedenler, aklın mazeretleri, bağışlanmış mazeretler ve akıl. aklın nedenleri, akılyürütülmüş mazeretlerle ve affedilmiş nedenlerle. kilometrelerce tarih kitapları, mazeretler, nedenlerin felsefeleri ve kuramları, yalanlarla dolu yüzlerce yıl, eğitim mazeretlerinin nedenlerini haklı çıkarmak için. ve ben bunun içinde, bombamı patlatmak için mazeretler aramaksızın küçük bir nedenim var. onlar.. ki onlar, aile.. halk, vatan adına, özgürlük ve ilerleme ve uygarlık ve demokrasi adına, kuşkusuz, o adına, bu adına.. kendi kendime tüm bu dangalakların ne zaman sona ereceğini, insanların ne zaman anlayacaklarını soruyorum!

fakat insanların anlamaları zaman alacak ve bu süre zarfında, ötekiler şu adına, bu adına tezgahlarını sürdürüp gidecekler. fakat neyin adına? neyin adına tıp, toplumsal düzenin her gün kasıtlı olarak yol açtığı yoklukların doğurduğu hastalıklardan para kırıyor? neyin adına bir adam, pratikte kırk para vergi ödemeyen bir adamdan yüz kat azını kazandığı halde daha fazla vergi ödemek zorunda kalıyor? neyin adına.. hangi güzel ilke uğruna bu bokluğu yaşıyoruz; oysa bu binaların ağırbaşlı sadelikteki ön cepheleri başka mahallelerdeki on kuşak insanın elde edemeyecekleri servetleri saklarken.. bir sinema yıldızı ya da pop müzik starı neyin adına, bir yılda, yüzlerce işçinin ya da üçüncü dünya ülkelerinde milyonlarca insanın ömürleri boyunca kazandıkları paranın toplamından çok daha fazla kazanıyor? bugün ingiltere'nin tahtına oturmuş ve dünyanın en zengin kadını olan bir alman hiç vergi ödemiyor.. neyin adına? hangi adalet? hangi yasa? hangi düzen? hangi tanrı? ve sanki bütün bunlar yetmiyormuş gibi, onlar, bir savaş, bir açlık, bir topyekün ölüm tehdidi altında tutarak insanlığı tutsak ettiler. bu kez yeni dünya düzeni adına, daha önce naziler, japon imparatorluğu, stalin tarafından ve şimdi de amerikalılar tarafından dile getirilen düzen.. uluslararası para fonu da öyle.. medya tarafından her gün anımsatılan ve gündemden düşürülmeyen tehditler ve korkular, dünyanın efendilerine var olmayan bir gelecek, ölü bir tanrı, yitip gitmiş bir peygamber, beyaz cübbe giymiş bir kaçık adına, hiçbir zaman sahip olamayacakları bir özgürlük adına topluluklara egemen olmalarını sağlıyor.