7.05.2019

mutlu aşk yoktur

louis aragon

ey akşamüzerleri geçen hava perileri ey kırlangıçlar


insanlar sinekler gibi ölüp gidiyorlar

yanılgımı söylüyorlar alçak sesle

mavi güneş çatlak dudaklar korku

sokaklarda dolaşıyorum kötülük düşünmeden 

şairin imgesiyle ve tuzakçının gölgesiyle

bana eğlenceler sunuyorlar portakallar


biz palmiye ağacının yaprakları gibi değil miyiz

onlar ki yapışık büyür çiçek açar ve meyve verirler

bir imge sunmak için olgun aşktan


sonbahar ışıklı düş dolu elleriyle geliyor

nedir bana gözyaşı döktüren bu suç


haftanın bu son günü senin de

dostum gözlerin kapanıverir

sabah kendiliğinden çıkıp gelir

rengi uçmuş tören alayı ile


yaz sona erdi işte sonbahar

kış ise sevmez çıplak ayakları

hiç kimseden bir şey ne istedi ne aldı

yanımıza kadar gelen çocuklar


ey dönen dünya ey atlıkarınca

ama kasanın başındaki patronlar

bizi zehirleyen havayla yaşıyorlar

kar yine kar yine kar  


ellerinin renginden anlıyorum güneşi 

aşksız güneş rastlantısal bir ömür

aşksız güneş bu yarınsız bir dündür


ayrılıklar varsa çekip giden hep sensin

hep bizim aşkımız var ağlayan her bir gözde

hep bizim aşkımızdır yolu şaşırılmış sokak


bu bizim aşkımızdır yol kapanınca sensin

sensin sızlayan yürek hareket edince tren

sensin tek eldivene eş olacak eldiven


insanı solduran her bir düşünce sensin

uzun uzun sallanan mendiller de sen

sensin gemilerin güvertesinde giden


susan hıçkırıklar sen agucuklar sen

ve akşam eşikteki sessiz itiraflar sen

ağızdan kaçan fısıltı uykuda söylenen sözler 

yakalanmış bir gülücük uçuşan perde

bir okul avlusunda uzaktan yankılanışı seslerin

bir iki üç diye sayan çocuklar ebe sırası kimde 

geceleyin damlar üzerinde güvercinlerin sesi

hapishanelerin iniltisi dalgıçların incisi

şarkı söyleten ve susturan her şey sensin

ve söylediğim şarkı da sen o büyük rüzgâr ile


sarhoş olmak isteyen varsa olsun

bu kötülükten ve zehirden

ama senin yüzündeki güneş

daha da güçlüdür yarattığı gölgeden


hava kadar saf olan bu mutlulukta

ne diye arayayım kafiyeleri

bir tek gülücük anlatmaya yeter

insan olmanın müziğini


fakat sana bu maviyle dolu kadeh

bu garip ses titreşimi benim şarkım

tankların ve silahların arasından

yükseliyor yeteri kadar saftır

üzerinden geçmek için duvarların

ve tanıdığımız insanların

ey sevgilim ey içimde kanayan yara


yalnız adam bir merdiven

bir yere götürmez insanları

ve sarayların bütün kapıları

farksızdır ona bir zulümden


garip bir şeydir dünya şunun şurasında artık

bir gün gideceğim söyleyemeden her şeyi

bu mutluluk anlarını yangın öğlelerini

sarışın yıldızlarıyla gece sonsuz ve karanlık

hiçbir şey değil sanıldığı kadar öyle değerli


aklımın ermediği bir şeydir işte

o ölüm korkusu insanın içindeki

yeterince güzel değilmiş gibi

göğün bir an için tatlı görünmesi bize


hiçbir şey yaşam kadar geçici değildir

hiçbir şey geçici değil var olmak kadar

bu kırağı için biraz da erimektir

ve hafif olmayı çağrıştırır her rüzgâr


ey acı deniz ey derin deniz

nedir saati gelgitlerinin

kaç saniye-yıl gereklidir dersiniz

insanın insanı saptırması için

niçin bu kadar naz niçin


insan kurtarmalı sevdiğini

kendisini kendisini kendisini

Hiç yorum yok: