15.5.19

vatan yahut silistre

namık kemal

kendinden başka gönlümde bir şey bırakmadın.

gönülde keramet mi vardır nedir? bazı zamanlar oluyor, görünmeyeni, fark edilmeyeni de biliyor.

kötülüğün önünü mezar kadar hapishane de alır.

merhamet! böyle tepeden tırnağa ışıktan oluşmuş bir vücuda, taştan yapılmış bir gönül yakışmaz.

en güzel çiçeklerin arasında yılan da bulunuyor.

anneciğim! anneciğim! daima babamı düşünmem için açtığın, hazırladığın zihinde başkası geziyor. daima seni sevmek için terbiye ettiğin, büyüttüğün gönülde başkası hüküm sürüyor.

hayat ne kadar hayret verici şeylerle doluymuş. birkaç gün önce yanımda biri ağlasa, mutluluk gözyaşları döküyor sanırdım. bugün, duyduğum kahkahalar bile kulağıma yasmış gibi geliyor. birkaç gün önce, gamlı bulutlarda şimşek çaktıkça biri gülüyor gibi görünürdü bana. bugün ise yeni açmış güllerde çiğ görsem, birinin gözyaşı dökülmüş sanıyorum. birkaç gün önce yüzüm gülüyordu, sanki her şey benimle beraber gülüyordu. bugün gönlüm ağlıyor, sanki her şey gönlümle beraber ağlıyor.

ya rabbi! ya rabbi! insanın yüzü gibi gönlünü meydanda yaratsaydın ne olurdu?

ömrümün her lezzetini kaybettikten sonra kara toprağın nesi var? birkaç dakikalık can acısından mı korkacağım?

acaba birbirinden ayrılmış da ölmüş iki garibin toprağını havada birleştirecek kadar feleğin insafı yok mudur?

biz osmanlı değil miyiz? osmanlıların şanı, ne zaman olursa olsun vatanın en küçük faydası için ölmektir. her yerde her zaman bu yolda ölmeye hazırız.

top atışı başladı. gülle arasından geçmeli. savaşta bundan daha güvenli yol yoktur.

insan zayıf, insan zavallı.. bir türlü kendini yenemiyor. bir türlü huylarından vazgeçemiyor. ben de kendimi gönlüme söz geçirir sanırdım, heyhat!