27.8.17

diyalektik

albert caraco

üç yüzyıldan beri bizim gözümüzü açmış olan şeylerin hiçbirini hatırlamamamızı sağlayan ve bilimsel olduğu ileri sürülen bu anlaşılmaz ve muğlak kavramlar yığını altında bocalayıp duruyoruz.

diyalektik denen boş sözler herhangi bir şeyi anın ihtiyaçlarına ve kanıtlayıcıların çıkarına göre kanıtlamayı sağlar; çünkü referans noktalarını direniş olasılıklarıyla birlikte ortadan kaldırır: kaos yapma makinesidir bu ve düzen adına bile olsa, gerçekten de saçmanın hizmetine verilmiş olan ve yok oluşun serbest alan bulduğu muhakeme gücümüzün son çabasıdır. elebaşları en son yok olacaktır, her şeyi kurban ettikten sonra, hiçliğin içinde bir şey olarak kalma isteğiyle.

tarihin dersleri belagat dolu ama biz bu dersler tarafından aydınlatılmak istemiyoruz. tarihi reddediyoruz. tek amacımız gerçekliği inkar edebilmek ve kendi yanılsamalarımız içinde ayak diremek. mucizeye inanıyoruz ve kendimizi yazgıya terk ederek bile olsa, bizi sürükleyen şeye teslim oluyoruz, bir şeyler değişir umuduyla. ütopyaya duyduğumuz inanç dışında hiçbir şey doğrulamıyor oysa bu umudu. en soğuk, en matematik ve en sinik ruhları ele geçiren bir tür taşkınlıktır bu. onların idealizme ödedikleri diyettir; ama gelecek, karanlık ve muğlak fikirlerin insafına kalmış bu derin hesapçılarla ve bu sözde diyalektikçilerle alay edecektir.

bizim aramızdaki hiçbir sorumlunun felaketi öngörecek cesareti yoktur, itiraf edecek cesareti hiç yoktur. günümüzün koşulsuz buyruğu iyimserliktir. dipsiz uçurumun kıyısında bile iyimserliğimizi koruyoruz. sözlü büyüye geri döndük, duayla koruyoruz kendimizi ve şeytan çıkartıyoruz. işin tuhafı, davranışlarımızdaki gülünçlük artık düzen içinde görülüyor. devlet şeflerimiz keramet taslayanlardan başkası değiller ve biz de onların egemenliğinde yaşarken, rıza gösteren kurbanlardan başkası olamayız.

düşünce ustalarımız boş sözlere batmış haldeler, anladığımız üç düzine sözcüğün yerine üç düzine meçhul söz koyduklarında ve bunlar aracılığıyla kendi kullanacakları bir kod oluşturduklarında, yeni temeller attıklarını onlara hayranlık diyeti ödememiz gerektiğini söylüyorlar bize. dünya hiç bu kadar sefilce açıklanmamıştı. ağırlıklar ve ölçüler yanlış, referans noktalarının hepsi sorunsallı. ben terimlerin kabulünden söz etmiyorum, fikirlerin kaosuna giriyoruz ve sözcüklerin fahişeliği bizi buna sürüklüyor.

değişenle değişime ayak direyenin diyalektiğini reddediyoruz. ayak direyeni değişime feda ediyoruz ve sonra da hiç referans noktamızın kalmamasına, kendimizi barbarların ortasında bulmamıza şaşırıyoruz. çünkü tek bildiğimiz şey, eğitmek iddiasında olduklarımızı barbarlaştırmak, onları hayata hazırlar gibi yaparak hayat karşısında silahsız bırakmak.