23.9.19

insan

louis-ferdinand celine

her alanda, asıl yenilgi unutmaktır; özellikle de sizi neyin gebertmiş olduğunu unutmak, insanların ne derece hırt olduklarını asla anlayamadan gebermektir. bizler, mezarın önüne geldiğimizde, boşuna şaklabanlık yapmaya kalkışmamalıyız; öte yandan, unutmamalıyız da, tek sözcüğünü bile değiştirmeden her şeyi anlatmalıyız; insanlarda gördüğümüz ne kadar kokuşmuşluk varsa, hepsini, sonra da yerimizi sıradakine bırakıp uslu uslu inmeliyiz deliğin içine. tüm bir yaşamı doldurmaya yetecek bir uğraştır bu.

bu dünyada yoksullar için eşek cennetini boylamanın belli başlı iki yöntemi vardır; ya barış zamanında, hemcinslerinin mutlak umursamazlıklarının kurbanı olarak ya da savaş gelip çattığında, aynı hemcinslerinin adam öldürme tutkularının kurbanı olarak. başkaları sizi düşünmeye başlarlarsa bilin ki akıllarına gelen ilk şey sizi işkenceye yatırmaktır, sadece bu. onların ilgisini ancak kanlar içindeyken çekebiliriz, o adilerin!

eğitim görmek insanı değiştiriyor, insanın gururunu oluşturuyor. yaşamın özüne ulaşabilmek için bu yollardan geçmek gerek. önceleri, tek yaptığımız şey etrafında dolanmak. insan her şeyi aşmış olduğunu sanıyor ama sudan şeylere takılıyor. fazla düş kuruyor. sözcüklerin üzerinden kayıp geçiyor. bunlar hoş şeyler. yalnızca niyetler, görüntüler. kararlı olan insana başka şey gerek. ölüm peşinizden koşarak geliyor, acele etmekte yarar var; üstelik bir yandan aranırken bir yandan da karnınızı doyurmak gerek ve sonra da üstüne üstlük savaşın altından sıyrılabilmek gerek. yani işimiz çok. pek de kolay değil.

insanlar bir komediden diğerine sürüklenirler. o arada oyun sahneye konmamıştır; henüz oyunun sınırlarını, kendileri için biçilen uygun rolü algılayamazlar; öyle olunca da orada, olayların karşısında kalakalırlar, boş gezerler, içgüdüleri şemsiye gibi kapanmıştır, tutarsızlıklar içinde sallayıp attırıverirler, kendi özlerine indirgenmişlerdir, yani bir hiçliğe. bakacak trenden mahrum öküzler.