14.4.19

efsuncu baba

hüseyin rahmi gürpınar

her zamanın şairi lafını vaktinin gidişine uydurur. işte asıl kurnazlık da bundadır.

türkler için pösteki büyük bir şeydir. ne çıkarsa ondan çıkar. pöstekiye çok itibar ederler. sokaklarda "ya dost" bağıran saçaklı derviş babalar yok mudur ? işte onlar pöstekiyi sırtlarında taşırlar. padişahlar, şeyhler hep ona otururlar.

en kıyak defineler don içinde saklıdır.

bu dünya yüzünde gerçekleşen her hareketin uğurlu ve uğursuz olmak üzere iki manası vardır. rüzgârın uğultusu, ağaçların hareketi, bir kuşun ötüşü, kapı gıcırtısı, köpek havlaması ve bütün bu türlü sesler, hareketler hayır veya şerden haber veren birer faldır. insan uğursuzluklardan kaçıp rahat yaşayabilmek için tabiatın bu uyarılarını anlayarak her eylem ve hareketini "uğur" çerçevesine uydurmaya çalışmalıdır, aksi halde mahvolur, perişan olur.

mavi gözlülerle konuşmak insanı tehlikeye atar.

eski ve yeni dünyada en etkili ve kuvvetli sözlerin hangi dudaklardan çıktığını ve en ustalıklı entrikaların hangi fabrikaların ürünü olduğunu fark edenler hakikati sezmiş olurlar.

her insanı, hatta her toplumu hoşlandığı yemle avlarlar. mesele, böyle oltalara tutulmayacak kadar insanlığımızı terbiye edebilmektedir.

henüz çoğumuz hayatın özünü anlayamayarak havada saadet, kuyu dibinde cennet arayan, birbirimizden keramet bekleyen, boş şeylere kapılan, vaatlere aldanan saf kimseleriz.

bu dünya henüz büyük komik moliere çağından üç adım ileri gitmedi. daima üstadın ebedi komedyaları tekrarlanıp duruyor. yalnız sahnenin dekorları değişti. tarzlar başkalaştı. insanın mayası hep o maya. kötüler daha kurnazlaştı. birbirine arar verme ilerledi. fenalık büyüdü.