26.1.19

genç kızlar

halit ziya uşaklıgil

genç kızlar hiç tanınmamış, henüz tecrübe olunmaya muhtaç mahluklardır.

genç kız olmak üzere bulunan çocukların çok farklı bir dönemi vardır ki o sırada bu hassas, narin mahluklarda bir kadınlık hayatına hazırlığın belli belirsiz gelişmeleri görülür. bu devre ruhsal, bedensel değişikliklerle başlar. çocukta sebepsiz herkesten bir ürkeklik, bir kaçınmak, bir çekingenlik fark edilir. onda artık oyun zamanı geçmiş bir kedi yavrusunun vahşetleri uyanır. size eskisi gibi çocukça neşesiyle elini uzatmaz, yanınıza o eski kendini verişle sokulmaz. babasına dudaklarını uzatışında bile bir soğuk titreyişin akışı vardır. lakırdılarında biraz daha sakıngandır. gülerken kızarıverir. soluduğu havanın içinde gariplik, yabancılık veren bir yeni rüzgârın dalgaları vardır. o zaman kaçar, tenha köşeler arar. uzun uzun düşünceleri vardır. kendisinde bir başkalık hisseder; fakat niteliğini bilmez. yalnız anlar ki artık bir çocuk değildir. yeni bir kimlik mayası tutulamayan bir gelişme kuvvetiyle bu çocuk vücudunu parçalayıp taşmak, bir şiddetli fışkırmayla dışarı çıkmak ve artık zorla sözünü geçirmek ister.

bu olay çocuğun iradesi, bilgisi, tercihi dışında bir şeydir ki kendi kendine tabiatın belirlediği değişim çizgisini takip eder. çocuk vücudunda garip bir şeyin, ne olduğu anlaşılmaz bir hastalığın yürüdüğünü, ilerlediğini, bütün benliğinde dolaştığını hisseder. o zaman ona yürüyüşünde, söyleyişinde, gülüşünde, bütün dışarıyla ilişkilerinde korkaklıklar, beceriksizlikler gelir. birden tavrında zariflik ve tabiiliğinden bir şey eksilmiş sanılır. boyu fazlasıyla uzun, vücudu oransızca ince gibidir. yürürken uzun bacaklarının üstünde oransız bir gövdeyle yürüyen bir kuş hali vardır. elini uzatışında, başını tutuşunda o eski hoş uyum kaybolmuştur. kendine has tavırlarını terk etmiş de henüz yakışacak tavırlar bulamamış bir vücut gibidir. lakırdılarının arasında birden kızarışları vardır, sebebi bilinmez. bu kendiliğinden taşan sıkıntıları da alt edemez. o zaman herkesten uzak kalmak ister. büyüklerin arasında durmaya cesaret edemez. çocukların arasında kalmaktan utanır.

uykularında kâbuslar, hummalar vardır. geceleri birden uyanışları içinde ölümü düşünür, korkar, yorganının altına sokularak titrer.

bu öyle bir dönemdir ki çocukların öğrenmesinde yeni ufuklar açar. onlara kimseye bir şey söylemeksizin, hiçbir yerde bir belirti görmüş olmaksızın, birdenbire, kendi kendine, o zamana kadar tamamıyla anlaşılamayan binlerce şey bir ifade genişliği kazanır. birçok hakikatleri anlayıvermiş bulunurlar. bu öğrenme nasıl çıkarımlar sonucu böyle birkaç aylık bir dönem içinde meydana geliverir? bunu tarif mümkün değildir. denebilir ki bu sırada yeni gelişen kimlik, genç kız kimliği, o eski çocuk imliğine yeni yeni bilgiler getirmiş, her şey için "işte bu şudur" diyen sesiyle o vakte kadar bulutlar altında şöyle bir göz gezdirilen sahifelerin üzerine sihirli bir ışık dökmüştür.