23.11.17

yaşama uğraşı

cesare pavese

gizlice en çok korkulan şey hep gerçekleşir sonunda.

ah şu kayıtsızlığın gücü! budur taşlara milyonlarca yıl değişmeden dayanabilme olanağı veren.

bir kadın sana koşarsa, o çoktan hesaplarını yapmış demektir.

çok acı çekmiş olmanın karşılığı, sonradan köpekler gibi ölmektir.

davranışlarında ve düşüncelerinde bir başka insanın varlığını hesaba katmadan bir gün geçirebildiğin zaman, kendini yiğit bir insan sayabilirsin.

dünyanın en büyük mutluluğu başlamaktır.

edebiyat, yaşamın saldırılarına karşı bir savunmadır.

insan artık istemediği zaman elde eder bazı şeyleri.

her bakımdan alışkanlıklarımızın kölesi olan yaratıklarız.

cimri savurgan olduğunu sanır; savurgan da cimri olmaktan korkar; ikisi de işkence içindedirler bu yüzden.

sadece yalan söylemen, gerçekleri abartman, biraz süslemen yeter; sonucun şaşırtıcı olduğunu göreceksin. şehvet oyununda yalanlardan kaçmak diye bir şey yoktur.

atalardan kalma hazine sadece şudur: bir şeyi öyle yapılması gerektiği için iyi yapmak.

en güzeli, insanın kendisini parlatması, sessizce ve hiçbir şeye aldırmadan kendisini bir kristale dönüştürmesidir.

her hayat, olması gerektiği gibidir.

en yetkin davranış tam bir kayıtsızlıktan doğar.

her sabah, kendimizin nemli, sıcak bir kalıbı gibi, bir gök cismi gibi, yorgunluğumuzu bırakırız yatağımızda.

herkes ne derse desin, yüksek tabakaların titiz ve biçimsel davranışları küçük burjuvaların şapşal rahatlıklarından iyidir. bunalım anlarında yüksek tabakadan bir insan ne yapacağını bilir; küçük burjuva ise düpedüz hayvanlaşır.

kapitalizm oldukça faşistler de olacaktır.

okurken aradığımız yeni düşünceler değil, kendi düşüncelerimizin basılı sayfada doğrulandığını görmektir.

uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.

vicdanlı sanatçı dışında her şey çamurdur.