25.11.17

daniel martin

john fowles

bir sanatçı kendisinin en acımasız yargıcı değilse sanatçı değildir.

önemli olan insanın ruhunun sağlam olmasıdır.

başarıya ulaşmada başarısız olmak ahlakı belirtir; genetik bir hatayı değil, ahlakı gösterir.

"tanrı'ya inanıyorum" demenin genellikle "düşünmemeye inanıyorum" demekle eş anlamlı olması gibi, "seni seviyorum" demek de "senin sahibin olmak istiyorum" demenin örtük halidir.

özel, zihinsel ya da kamusal ve edebi bütün yazılar, koşullu geçmiş ve gelecekten kaçma girişimidir.

imgeler özünde faşisttir. çünkü ne kadar belirsiz ve bulanık olursa olsun, gerçek geçmiş deneyim hakikatin üstüne damgasını vurur; tıpkı harabelerle karşılaştığımızda arkeologlara değil de mimarlara başvurmamız gerektiği gibi. söz, işaretlerin en kesin olmayanlarındandır. yalnız bilimi kafasına takan bir çağ, sözün kesin olmayışının bir eksiklik değil de harika bir meziyet olduğunu anlayamaz.

her birey yalnızca var olan ilişkilerin değil, aynı zamanda bu ilişkilerin tarihinin de sentezidir.

insanları ezen bir dış güç olarak toplumsal yapı, duraklamaları kişiyi kendisine benzeterek edilginleştirir; yeni bir siyasi etik geleneğe ve yeni girişimlere kaynak yaratmak üzere bir araca, özgürlüğün bir aracına dönüştürür.

iradesiz gerçek merhamet, merhametsiz gerçek irade yoktur.

beden ölür, su bulanır
ruh tereddüt eder
ve rüzgar unutur, hep unutur
ama alev aynı kalır

gözümüz açıldığında gerçek tuzak, aslında hiç yaşamadığımızı fark etmemiz değildir pek. artık yazamayışımızdır. bunu yoksun olduğun şeyden var edersin, elinde olandan değil.

yaban hayatın yoldan çıkarıcılığının en kötü yanı, geri dönüşün olmamasıdır.

eğer bir yaşam büyük ölçüde gerçeklikten uzaklaşıp inzivaya çekilme üzerine kuruluysa bağıntısı, imgesel olandan vazgeçmek olmalıdır.

her zaman ödenecek bir bedel vardır.

hiçbir yaşam şekli zoraki eşitlik temelinde varlığını sürdüremez. bu biyolojik bir gerçektir. evrimin tümü, bireyin kendi halinde gelişmesi özgürlüğüne dayanır. bütün tarih, insan ve doğa, tekrar tekrar bunu kanıtlar.

tarihin amacı yoktur. tarih kendi amaçlarının peşinde olan insanların eylemleridir.

çılgın fikirler bazen en makul olanlardır.

ilgisizlik her zaman hatıraların unutulduğu anlamına gelmez. tam tersidir aslında bazen.

zaman, insan yanılsamasındaki her şeyin kaynağıdır.

ne pahasına olursa olsun boşverilen bilmeceler kuran insanlar, onlar doğanın kendisi gibi katalizördür; doğuştan farkında olmadan zamanın ve natüralistin kendisi ve onun, gerçeklik arasına koymaya çalıştığı her şeyin eriticisidirler.

boşver kültür modasını, boşver elitist suçluluğu, boşver varoluşçu bulantıyı; hepsinden ziyade, boşver sadece imgeler içinde değil de imgeler ardında söylenmeyip hayal edilen gerçeği.

birinin şöminesinin üzerinde duran vazonun içindeki kül olmayacağım ben.