26.10.17

kahraman

james baldwin

ben kendi irade güçlerine, karar alma ve bunu uygulama yeteneklerine güvenen ve bununla gurur duyan insanlardan biriyim ya da öyleydim. bu erdem de, birçok erdem gibi kendi içinde bir belirsizliği saklar. iradeli olduklarına ve kaderlerine hükmedebildiklerine inananlar, bunu ancak kendilerini kandırmakta uzmanlaştıkları oranda sürdürebilirler. bunların kararları aslında gerçek bir karar bile sayılmaz. gerçek bir karar insanı alçak gönüllü yapar, kişi kararının sayısız etmene bağlı olduğunu bilir, bunların kararları gerçekten kaçmak için ustaca kurgulanmış, dünyayı ve kendilerini gerçekte olduğu gibi değil de kafalarında tasarladıkları şekilde göstermeye yarayan incelikle işlenmiş birtakım kaçış sistemleri, hayallerdir.

belki herkesin kendine özgü bir cennet bahçesi vardı -bunu bilemiyorum- ama gerçek olan, kişinin cenneti tam anlamıyla yaşayamadan ateşten kılıcın karşısına dikildiği. ve sonra yaşamın onu cenneti anımsamak ya da onu tamamen unutmak seçeneğiyle karşı karşıya bıraktığı. öyle ya da böyle. anımsamak için güce gerek var; unutmak için ise çok farklı bir güce; her ikisini birden başarabilmek içinse kahraman olmak gerek: anımsamayı seçenler acıyı, içtenliklerinin hiç aralıksız ayaklar altında ezildiğini görmenin acısıyla çılgına dönmeyi göze almalı. unutma yolunu seçenleri bekleyense bir başka çılgınlık tutkusu; acıyı tanımamanın, içtenlikten uzak kalmanın getirdiği çılgınlık. insanlar çoğunlukla ya anılarına bağlı çılgınlar ya da her şeyi unutmaya çalışan çılgınlar oluyor. gerçek kahramanların bu dünyadaki sayısıysa çok düşük.