26.7.16

bir çöküşün öyküsü

stefan zweig 

heveslerinde hiçbir zaman sebat gösterememiş biriydi. her zaman tek bildiği, ne hissettiğiydi.

kadın, herhangi birinin özlemini çekiyordu, tıpkı gün ışıyana kadar soğuktan titreyerek sarınacağı bir palto gibi özlüyordu onu.

sırf insanların yokluğunu çektiği için kendini ölümün kollarına bırakmıştı aslında, ufacık bir komediyle kandırılabilen bu kıt akıllı sersem insanların.

yazgısı, önemsiz olayların tozuyla dumanının altında kalmıştı. çünkü insanlık tarihi davetsiz misafirleri sevmezdi; kahramanlarını kendi seçer, ne kadar usandırıcı bir çabaya girerlerse girsinler hakkı olmayanları acımasızca geri çevirirdi; talihin ilerlemekte olan arabasından bir kez düşen kişi, arabaya bir daha yetişemezdi.

"siz ki güzelliğin sahibisiniz
kibirli ve işveli olmaksızın
ve sonsuz canlılığın
boşboğazlıktan hiç nasibini almaksızın
tanrıların doğuştan bunca zeka bahşettiği siz
hakkaniyetli, iyiliksever bir ruh
önemli meselelerde aklı başında
değersiz şeylerde de cezbedici"
(voltaire)