23.5.16

dört kişilik bahçe

murathan mungan

kolay olanı herkes sever. iş, ısırgan otunu sevmekte, sevebilmekte.

biliyor musun, geceleri niçin geç geliyorum eve? otobüse biniyorum da ondan. evet, yalnızca bunun için. otobüse binmek için insanlar birbirlerini nasıl itip kakıyorlar, nasıl dirsekliyorlar bir görsen! o ne korkunç manzara! insanlıktan çıkıyor herkes! ve kimse bu dehşetin farkında değil. bunlara dayanamıyorum ben! insanları böyle görmeye dayanamıyorum. utanıyorum, anlıyor musun, çok utanıyorum. herkes adına utanıyorum. bir köşeye çekilip bekliyorum. duraklar tenhalaşıncaya kadar bekliyorum. kimse tarafından itilmemek için, kimsenin beni sürüklememesi için. bazen saatlerce sürüyor bu bekleyiş. ama insanlara da bir koşu hayvanı olmadığımı gösteriyorum.

camların saydam sessizliği ölümün tercümanıdır.

acılar çirkin değildir ki, ağlamak onursuzluk değil.

fatma aliye'nin gözünden hiç gitmiyor. içi sızlıyor. oysa az önce ne kadar acımasızdı. talia'nın o acıklı halini hemen kullanıverdi. çünkü acizdi. bütün aciz insanlar gibiydi. talia yaşamıştı ve bir bedel ödemişti. onu yaralamak istedi. bu bedelin ne denli yüksek olduğunu göstermek istedi ona. şimdi pişmandı. mutsuzdu. mutsuzlar da kötü insan oluyorlardı zamanla.