2.1.16

çiçekleri yemeyin

özdemir asaf


her insanın bir öyküsü vardır
ama her insanın bir şiiri yoktur

gülüş bir yanaşımdır bir öbür bir kişiye
birden iki kişiyi döndürür bir kişiye
anılarından kale yapıp sığınsa bile
yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye

biri gelir sorarsa
sana beni sorarsa
gitti der misin
gittiğimi söyler misin
gidiyorum ben sana
benimle gider misin

tutkuların evinde savaş kırıkları var
kül olmuş bir bütünün yonga yanıkları var
eski özlemlilerin yeni bahçelerinde
anı kuyularının suskun çığlıkları var

küçük çocuklar yapıp geceleri kendimden
seni öpsünler diye gönderiyorum sana
bana, kucaklarında seni getiriyorlar
ben de sonra o seni getiriyorum sana

sevgi ise, sevişeceğiz seninle
kavga ise, dövüşeceğiz seninle
ölümü de paylaştığımız yaşamda
ortaklaşa bölüşeceğiz seninle

giderken bura için, gelince ora için
gününde ve gecende kendince ora için
sakladığın kendini böldün iki yarım'a
iki kez yaralandın bir yarım yara için

bir kez geçer, bir insan bir karşı'ya
ondan sonra artık her şey karşı'dır

benden, onlara benzer olmayı beklemeyin
ve onları yineler olmayı beklemeyin
herkes yeniliğine varır, kendi kalırsa
kimseden bana benzer olmayı beklemeyin

inanmadığın oran'da
sen varsın diye
olacağım, orada

uyurken, uyanırken kendine sor ne diye
anarken, unuturken, neyin yerine diye
kimi gittikçe kalır, ululuk taslamaktan
kimi kaldıkça gider, yürür kendine diye

seni bulmaktan önce aramak isterim
seni sevmekten önce anlamak isterim
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de
sana hep yeniden başlamak isterim

seni, senden de yakın, yalnız ben tanıyorum
sana, seni en sıcak bir ben anlatıyorum
kimse varamaz senin ben kadar yakınına
çok zamanlar kendimi sanki sen sanıyorum
sana seni anlatsam, anlatırım kendimi
sende seni ararken kendimi arıyorum

kendimi sileceksem, bilirim sende varım
senin ben yarısıyla seni ben tamamlarım
seni sende bütünler, sana sende inanır
seni sende silerim, seni bende yazarım

susmalar düşünmenin yoğunluğunda erir
söylemler dinlemlerin büyüklüğünde erir
suskulara gizlenir korkularla yalanlar
bilmemeler bilmenin yorgunluğunda erir
böyle değiştirilir eskimiş uydurular
yaşlar yetişmişliğin olgunluğunda erir

bilgisizin yanında bilgiden söz etmeyin
bilgin'in yanında da bilgiden söz etmeyin
cücenin de devin de eremediği vardır
ne altından ve ne de üstünden söz etmeyin

ve kayığına bindi, yanına bir anlam aldı, açıldı