14.7.15

justine ve fanchon

hikâyemiz justine adında bir peri ile alakalı. bir manastıra girmiş en güzel kızlardan, sıkı ve hafif vücutlu. o vücudu tanrı yoluna adaması hakikaten de çok yazık. günün birinde piskopos elini bacağına koymuş. "rahip! diye bağırmış kız. günahlarımı söylemeye geldim. yenilerini işlemeye değil." ihtiyar papaz pervasızca kızı dizinde çevirmiş eteklerini kalçalarının üstüne kadar çekmiş. poposunun pembe teni bir anda ortaya çıkıvermiş. gamzeli poposunun yuvarlakları arasında bir çiçek duruyormuş, koparılmak için yalvaran. ama justine adamın elinden kurtulamadan bu tanrı'dan korkusu olmayan adam bir komünyon ekmeğini alıp isa'nın bedenini temsil eden ekmeği alıp kızın deliğine yerleştirmiş. kendi erkekliğini elbiselerinin içinde bulup bir latince dua okumuş, sonra da tek bir güçlü hareketle kızın içine girmiş.

hikâyemiz fanchon adında bir fahişe hakkında. doğa kendisine dar ve yumuşacık bir yarık vermişti. güzel poposu ise tanrı'nın eliyle biçimlendirilmiş gibiydi. fanchon bir fahişeydi. bacaklarının arasında yumuşacık ve dar bir yarık vardı ve harika bir poposu vardı. günün birinde fanchon'ın ilk müşterisi bir doktormuş. parmaklarını çıplak teninde dolaştırmış. katmanları aralamış. hangisini hazırlayayım demiş. ağzım mı arkam mı yoksa sulu istiridyem mi? hiçbiri demiş doktor. neşterini eline alarak. daha önce olmayan yerlerde delikler açacağım. bununla beraber fanchon öyle bir çığlık atmış ki doktor kızın dilini koparmak zorunda kalmış.