13.10.11

moloz

pascal mercier

unutmanın moloz yığınlarıyız.

insan bazen bir şeye sahip olana kadar onun eksikliğini hissetmez ve sonra bir anda onun eksikliğini çektiği kafasına dank eder.

güneşin altında yapılan bütün işleri gördüm. hepsi boştur, rüzgarı kovalamaya kalkışmaktır.

karşısındakinin boyun eğmesini istemeyen bir bağışlama olmalı. yani kutsal kitaptaki gibi kendini tanrının ve isa'nın karşısında onların uşağı gibi görmen gereken türden olmamalı. uşak olarak! orada öyle yazıyor.

onuruyla ölmek, ölümün bir son olduğunu kabul ederek ölmek demektir. ve ölümsüzlükle ilgili bütün saçmalıklara karşı durmak.

bazen irkiliyorum ve şöyle düşünüyorum: tren her an raydan çıkabilir. evet, çoğunlukla irkiltir beni bu düşünce. ama nadiren, akkor gibi ışıldayan anlarda kutsal bir şimşek gibi sarsar beni.

şiir her şeye üstün gelir. bütün kuralları hükümsüz kılar.

kelimenin tam, ciddi anlamıyla bir veda şu anlama gelir: iki kişinin, birbirinden ayrılmadan önce, birbirlerini nasıl görüp tanıdıkları konusunda anlaşmalarıdır. vedalaşmak, insanın kendi kendisiyle de yaptığı bir şeydir: karşısındakinin bakışları altında kendine arka çıkmasıdır.

samimiyet geçicidir ve aldatıcıdır, tıpkı bir serap gibi.

söz, insanların ışığıdır ve nesneler ancak kelimelere döküldüğünde var olurlar.