5.5.17

sevgi

halil cibran

sabırla güçlenen, engellere rağmen büyüyen, kışın ısıtan, baharda çiçek açan, yazın bir esinti gönderen ve sonbaharda meyve veren bir şeydir sevgi.

sevme gücü, insana verilmiş en büyük hediyedir; çünkü seven insandan asla geri alınamaz. sevgi, alçak gönüllülüğüne bürünmüş olarak geçer yanımızdan; ama biz ya korkulara kapılıp kaçarız ondan, saklanırız kuytuluklara; ya da izleriz onu, adına kötülüklerde bulunabilmek için.

yuvam "beni terk etme, burada geçmişin yaşıyor." der; yol ise"gel ve beni takip et, ben senin geleceğinim!" ve ben hem yuvama hem de yola derim ki: "ne geçmişim ne de geleceğim var benim. kalırsam, kalışımda bir gidiş; gidersem, gidişimde bir kalış olacaktır. sadece sevgi ve ölüm her şeyi değiştirebilir."

sevgi çizi çağırınca onu takip edin, yolları sarp ve dik olsa da. ve kanatları açıldığında, bırakın kendinizi, telekleri arasında saklı kılıç sizi yaralasa da. ve sizinle konuştuğunda ona inanın, kuzey rüzgarının bir bahçeyi harap edişi gibi, sesi tüm hayallerinizi darmadağın etse de. çünkü sevgi sizi yücelttiği gibi çarmıha da gerer. sizi büyüttüğü ölçüde budayabilir de. en yükseklere uzanıp güneşle titreşen en hassas dallarınızı okşasa da, köklerinize de inecek ve onları sarsacaktır, toprağa tutunmaya çalıştıklarında. mısır biçen dişliler gibi sizi kendine çeker; çıplak bırakana kadar döver, harmanlar; kabuklarınızı, çöplerinizi ayıklar, eler. bembeyaz olana kadar öğütür sizi, esnekleşene kadar yoğurur ve tanrı'nın ilahi sofrasına ekmek olasınız diye, sizi kendi kutsal ateşine savurur. sevgi bütün bunları, kalbinizin sırlarını bulasınız diye yapar. ve bu biliş, hayatın kalbinin bir cüzzünü yaratır.

sevgi; ışıktan bir elin, ışıktan bir sayfaya yazdığı, ışıktan bir sözdür.

birbirinizi sevin; ama sevgi bir bağ olmasın. daha ziyade, ruhlarınızın sahilleri arasında hareket eden bir deniz gibi olsun. birbirlerinizin bardaklarını doldurun; ancak aynı bardaktan içmeyin. ekmeklerinizi paylaşın; ama birbirinizinkini yemeyin. beraberce şarkı söyleyin, dans edin, coşun; fakat birbirinizin yalnızlığına izin verin; tıpkı bir lavtanın tellerinin ayrı ayrı olup yine de aynı müzikle titreşmeyi bilmeleri gibi. birbirinize kalbinizi verin; ama diğerinin saklaması için değil; çünkü yalnızca hayatın eli, sizin kalplerinizi kavrayabilir. ve yan yana ayakta durun; ama çok yakın değil, çünkü bir mabedin ayakları arasında mesafe olmalıdır ve meşe ağacıyla selvi ağacı, birbirinin gölgesi altında büyüyemez.