30.10.16

kuzeye göç mevsimi

tayeb salih

dünyada zinadan daha zevkli bir şey yok.

eğer bir tanrı varsa eminim kalbini açarak ulaştığı mutluluğa engel olamayan bir kadının telaşına sempatiyle bakacaktır; bu, düzenin bozulması ve bir kocanın gururunun çiğnenmesi anlamına gelse de.

eğer kocam bacaklarımın arasındayken otlaktaki hayvanları korkutacak kadar çığlık atmıyorsam boşanırım.

günah dedikleri şey seni sarmalayan zevkten başka bir şey değil. 

nasıl istersen öyle yap. git ya da kal, sen bilirsin. bu senin hayatın ve ne yapmak istediğine ancak sen karar verebilirsin.

her kadının derinliklerinde durgun bir gölcük vardır. 

hayatlarının monotonluğu yüzünden köydekiler her mutlu olayı, ne kadar küçük olursa olsun, bir tür düğüne çevirirler. 

bir ağaç sadelikle büyür.

artık sıradan insanların ağızlarından çıkan bilgeliğin bütün o kurtuluş umudumuzdan kaynaklandığını şöyle böyle biliyorum.

dünya çocukluğun bitmeyen halleridir.

her gün binlerce insan hayatını kaybediyor. hayata ara verip her birinin neden ve nasıl öldüğünü düşünürsek bize, yaşama ne olur?

kadınlar ve çocuklar yeryüzündeki yaşamı güzelleştirenlerdir.

hayat böyle: her zaman almak istemeyene veriyor.

şiddet kullanımı insanın yüzünde gözden kaçmayacak kadar büyük izler bırakır. 

bu dünyada böyle geçiriyoruz günlerimizi. allah öteki dünyada bizi bildiği gibi yapsın. 

geçmişi kurcalamak kimseye iyi gelmez.

kadın kadındır. mısırlı, sudanlı ya da ıraklı.. nereli olursa olsun fark etmez. siyah, beyaz ya da kızıl. hepsi kadın ve hepsi aynı.

kadınlar erkeklere aittir. dünyada bazı şeyler değişti; su dolaplarının yerine pompalar geldi, tahta sabanlar yerine demir sabanlar geldi, artık kızları da okula gönderiyoruz, radyolar ve arabalar değişti, rakı ve mısır şarabının yerine viski ve bira içmeyi öğrendik. ama tüm bunlara rağmen, her şey eskisi gibi.

bu topraklarda peygamberlerden başka kimse yetişemez. bu kuraklığı yalnızca gökyüzü iyileştirebilir.

acıma, bazı durumlarda sonuçları belli olmayan bir duygudur.

hayat acılarla dolu ama yine de iyimser olmalı ve ona cesaretle sarılmalıyız.

kadınları yalnızca erkeklere kur yaparken gördüğümüz bir çağda yaşıyoruz.

dünyada ne adalet ne de insaf var.

bu topraklar şiirin ve olasılığın toprakları. yıkabilir ve yapabiliriz; istersek güneşin kibrini kırabiliriz, bir şekilde yenebiliriz yoksulluğu.

onu çarpık bir şekilde sevdim. o da beni.

"her kim ki iyiyi emzirir, onun için yumurtalarından mutlulukla uçan kuşlar çıkacak. her kim ki kötülüğü doğurur, onun için dalları acı ve meyveleri pişmanlık dolu bir ağaç büyüyecek."