4.10.15

kızlarıma mektuplar

emre kongar

cennet de cehennem de insanın içindedir.

demokratik hak ve özgürlükler, demokrasiden vazgeçilmesi için kullanılamaz. demokratik bir rejim, demokratik bir seçim yoluyla değiştirilemez.

doruğa çıkmanın keyfi, orada durmaktan daha büyüktür.

insan ilişkilerindeki başarı danışmaktan ve dinlemekten geçer. insanlar kendilerini, dinledikleri değil, konuştukları kişilere daha yakın hissederler. insan karşısındakini konuşarak değil, dinleyerek ikna eder.

size yeterince çabalamadan, yeterince özveri göstermeden ulaşanlar, değerinizi asla bilmezler.

mutluluk, harekette, eylemde, devinimde gizlidir.

bekaret kavramı ne yazık ki, toprak ağaları'nın "ilk gece hakkı"nın güvencesi olarak geliştirilmiş bir gelenektir.

kıskançlık en büyük ilkelliktir. kıskançlığın ve kıskançlığa dayalı şiddetin altında sevgi de yok, aşk da. sadece erkek bencilliği, kadını kendi malı olarak görme ilkelliği var. kıskançlık, hele aşırı kıskançlık, sevginin değil, ilkelliğin belirtisidir. bu nedenle kıskanç biriyle karşılaştığınızda ya da size yaptığı baskıları kıskançlık maskesiyle örtmeye çalışan birini tanıdığınızda, daha yol yakınken hemen ayrılın.

ilk tanışma ya da nişanlılık dönemlerinde yaşanan sorunlar aslında sonradan yaşanacak olanların çok hafifi, çok bastırılmış halidir.

doğa, erkeği, belli bir sürede ancak sınırlı sayıda cinsel ilişki kurabilecek nitelikte yaratmışken; kadına neredeyse sınırsız bir yetenek vermiştir. bu eşitsiz durumdan korkan erkekler de yüzyıllar boyunca kadınları, kendi cinsel denetimlerinde tutabilmek için çeşitli kurallar ve uygulamalar yoluyla onların başta cinsel özgürlükleri olmak kaydıyla, her türlü hürriyetlerini sınırlamış ve kısıtlamışlardır.

her genç kız bir evrendir.

bizimki gibi "köylülüğün ağır bastığı erkek egemen toplumlarda", çevrelerine gülümseyerek bakan, sıcacık ilişki kuran genç kızlar, derhal yanlış anlaşılmaya ve istismar edilmeye açıktırlar. toplum onları hemen damgalamaya, insanlara karşı duydukları güveni ve sevgiyi istismar etmeye hazırdır.

sevgi hiç kuşkusuz duyguların en güzeli; aşk ise en yücesidir.

gençlerin fazla enerjilerini olumlu biçimde kullanmalarını sağlamanın en iyi yollarından biri onları spora yöneltmektir. aynı derecede etkin ve olumlu bir başka yol da onları sanatsal etkinliklere yönlendirmektir.

doğa ve toplum, "sistematik olarak" yapılan aşırılıkları asla bağışlamaz.

yaşamak, hayattan zevk almaktır.

daha henüz çok küçüktünüz. kuramsal tartışmaların hiçbir anlamı olmayacaktı. bu nedenle ben o anda soyut demokrasi tartışmalarına filan girmedim. demokrasi nedir, ne  değildir konusunda nutuk da atmadım. sadece evin bembeyaz badanalı duvarlarını göstererek, "eğer bu beyaz duvarlara siyah diyerek bir tartışma başlatmak isterseniz, bu konuşma demokrasi adına sürdürülemez. ancak, "bu beyaz renk, biraz fildişini andırıyor" ya da "kemik rengine benziyor" türü, gerçeklere uygun bir tartışma demokratik kurallar içinde yapılabilir." dedim.

şu anda bir oylama yapsak ve yerçekiminin kaldırılması konusunda oybirliği ile bir karar alsak, yerçekimi kalkar mı?

bir insanın karşılaşacağı en büyük acı, kendi çocuğunun öldüğünü görmesidir.

sevgiye dayalı bir ilişkide yapılabilecek en büyük hatalardan biri, karşınızdakinden de sevgisini, kendinizin gösterdiği aynı biçimde göstermesini beklemektir.

bana göre, yaşamın kendisi bir mucizedir.

sevgi, aşk, güven ve benzeri duygular, ancak ve ancak karşımızdakinin özgürlüğüne, bağımsızlığına ve özerk kişiliğine saygı duyulduğu zaman bir anlam ve bir değer kazanır.