5.4.15

yetenek şovu

~black mirror

televizyondaki bu yetenek şovuna çıkmadan önce bir konuşma hazırlamadım. kelimeleri planlamadım. denemedim bile. biliyordum ki buraya çıkmalı, dikilmeli ve beni dinlemenizi sağlamalıydım. gerçekten dinlemenizi; diğer zamanlarda yaptığınız gibi dinliyormuş gibi bir tavır takınmanızı değil. yüzlerinizde hissettiğinizi görmek istedim. bir tavır takınıp sahneye yöneltiyorsunuz ve biz de laylaylom, şarkı söyleyip dans ediyor, etrafta yuvarlanıyoruz. sizin burada gördükleriniz  insan değil. burada insanları değil otları görüyorsunuz. ot ne kadar sahteyse o kadar seviyorsunuz. çünkü sahte otlar artık işe yarayan tek şey. midemizin kaldırabildiği tek şey onlar. aslında tek şey değil. gerçek acı ve gerçek ahlaksızlığı da kaldırabiliyoruz. şişman bir adamı kızağa geçirip deli gibi güleriz. çünkü bunu hak ettik. biz çalışırken o kaytardı. haydi ona gülelim! çaresizlikten, aklımızı öylesine kaybettik ki daha iyisini düşünemiyoruz. bildiğimiz her şey sahte ot yığını ve bok satın almak. birbirimizle böyle konuşuyoruz; kendimizi, bok satın alarak ifade ediyoruz. ne? bir hayalim mi var? en büyük hayalimiz, var olmayan avatarımız için yeni bir uygulama almak! o, orada bile değil! var olmayan şeyler satın alıyoruz. bize gerçek, bedava ve evet? bu bizi mahvederdi. böyle bir şey için çok uyuşuğuz. boğulabilirdik bile. şaşılacak derecede çok şeye dayanabiliyoruz. bir mucize yakaladığınızda, onu küçük küçük parçalara ayırarak dağıtıyorsunuz. ondan sonra da onu büyütüp, paketleyip 10 bin filtreden geçiriyorsunuz. ta ki bir dizi anlamsız ışık haline gelene kadar. o sırada biz de gece gündüz bisiklete biniyor, nereye gidiyoruz? ne için güç üretiyoruz? hepsi küçücük hücreler ve ekranlar, daha büyük hücreler ve daha büyük ekranlar ve sikeyim sizi! diyeceğim bu, siktirin gidin. orada oturup yavaşça işleri kötüleştirdiğiniz için sikeyim sizi. spot ışıklarınızı da sizi de o kibirli yüzlerinizi de sikeyim. benim yakınlaştığım bir şeyin sizce hiçbir anlamı olmadığı için hepinizi sikeyim. onu alıp batağa sokup, kemiklerine kadar çökertip bir şakaya çevirdiğiniz için. milyonlarca şakanın arasında bir şakaya daha. var olduğunuz için sikeyim sizi. kendim için, bizim için, herkes için sikeyim sizi. sikeyim sizi!