8.3.13

önemsiz bir adamın günlüğü

george grossmith / weedon grossmith



dilencilerin seçme şansı yoktur.

"neden günlüğümü yayımlamayacakmışım ki? her tür yayın organında daha evvel adlarını dahi duymadığım insanların hatıralarının basıldığını gördüm; sırf "önemli bir adam" olmadığım için benim günlüğüm neden ilginç olmayacakmış, doğrusu bunu kesinlikle anlayamıyorum. tek pişmanlığım, defter tutmaya gençliğimde başlamamış olmamdır." (charles pooter)

eski günlerin hızlı beygirinin şimdi ihtiyar bir katıra dönüşmüş olduğu anlaşılıyor.

17 nisan. geçen pazar günü yaşananlar hakkında gowing'le cummings'e kısa, nazik bir mektup yazmayı, kendilerini bay stillbrook'la ilgili olarak uyarmayı düşündüm. sonra, bu mevzu üzerine yeniden düşündüğümde kararımı değiştirdim, yazdığım mektubu yırtıp attım, mektup yazmamayı, onun yerine kendileriyle sakin sakin konuşmayı kararlaştırdım. cummings'ten mektup geldi: gowing'le birlikte, pazar günü eve dönerken takındığım tuhaf tavırlarımı (benim tavırlarımdan bahsediliyor, dikkatinizi çekerim) açıklamamı beklemekteymişler. şaşkınlıktan küçük dilimi yuttum. nihayetinde şöyle bir mektup kaleme aldım: "asıl mağdurun kendim olduğunu düşünmekteydim. mağdur olduğunuzu düşündüğünüz için sizi affettiğime göre, şimdi sizin de beni bağışlamanız gerekiyor." bunu kelimesi kelimesine günlüğüme geçirdim; çünkü az önce aktardığım cümlenin hayatım boyunca yazmış olduğum en mükemmel, en derin cümlelerden biri olduğu görüşündeyim. mektubu postaladım; ancak içten içe, aslında hakarete uğrayıp üstüne bir de bu hakaret için özür diliyor olduğumu biliyordum.

kaba kuvvet, çocuğun karakterini berbat eden bir illettir.

carrie benim hakiki bir filozof olduğumu söyledi; ancak lupin alaycı bir edayla şöyle dedi: "babalık, daha büyük boy bir deftere yazmış olsan senin günlüğünü bizim bakkala iyi bir fiyata satabilirdik; kendisinin paket kağıdına ihtiyacı oluyor."

ihtiyar atla genç at aynı arabayı çekemezler.

16 ağustos. lupin, yeni hasır şapkamı redingotumun üzerine giydiğim için geçit alayı boyunca benimle yürümeyi reddetti. oğluma neler oldu böyle, hiç bilemiyorum.