13.3.13

ikiz

fyodor dostoyevski

"kurt, koyunun gözyaşlarını öder."

petersburg'un bütün saat kulelerinde, saat gece yarısını vurduğu sırada bay golyadkin, kendisini kaybetmiş bir halde fontanka kıyısında, izmaylovski köprüsü'nün hemen yanında, düşmanlardan, sorgulamalardan, çimdik yağmurundan, telaşa kapılmış ihtiyarların bağrışlarından, kadınların ohlayıp ahlamasından ve andrey filippoviç'in öldürücü bakışlarından kurtulmuş bir halde koşuyordu. bay golyadkin öldürülmüştü, tam olarak, kelimenin tam anlamıyla öldürülmüştü ve o sırada koşabiliyor olmasının tek nedeni bir mucize, kendisinin de sonunda inanmaktan vazgeçtiği bir mucizeydi. korkunç bir geceydi, kasım gecesi, ıslak, sisli, yağmurlu, karlı, nezleye, sıtmaya, hummaya, anjine, her cins ve türden ateşe gebe bir geceydi -tek kelimeyle, petersburg kasımının bütün nimetlerine gebeydi-. ıssız sokaklarda, rüzgar fontanka'nın kara sularını parmaklıklardan yukarılara kaldırıp kıyıdaki ince fenerleri sinirle dövüyor, buna karşılık fenerler de ona incecik ulumalarla, yürek parçalayıcı çığlıklarla karşılık veriyor, bunun sonucunda petersburg'un her sakininin çok yakından tanıdığı o sonu gelmez, gıcırtılı, uyumsuz konser ortaya çıkıyordu. karla karışık yağmur yağıyordu. rüzgarın savurduğu kar sularından seller diklemesine değil, vapur bacasından çıkar gibi püskürüyordu ve mutsuz bay golyadkin'in yüzünü sanki binlerce dikiş ve şapka iğnesi iğneliyor ve deşiyordu. gecenin sadece arabaların uzaktan gelen gürültüsü, rüzgarın uğultusu ve fenerlerin gıcırtısıyla bozulan sessizliğinin ortasında, bütün çatılardan, verandalardan, oluk ve pervazlardan kaldırımın granit taşına dökülen suyun kamçısı ve çağıltısı duyuluyordu. ne yakında ne uzakta tek bir kişi bile yoktu; zaten böyle bir mevsimde, böyle bir havada olamazdı da. işte, bir tek bay golyadkin, umutsuzluğuyla bir tek o, fontanka kaldırımlarında her zamanki küçük ve şahsi adımlarıyla, kendi şestilavoçnaya caddesi'ne, kendi dördüncü katına, kendi dairesine olabildiğince çabuk olaşmak için koşturuyordu.

petersburg'un kasım göğü altında kar fırtınası ve sisin ortalığı kaplamasıyla birlikte, kar, yağmur ve adı bile olmayan bütün her şey bir anda, zaten ölmüş olan mutsuz bay golyadkin'e saldırsa da, ona en ufak bir merhamet edip nefes aldırmasa da, onun kemiklerine kadar nüfuz etse, gözlerini örtse, dört bir yandan esse, yolunu engellese ve bütün bunlar hep birden onun üzerine, sanki -sabahcığını, akşamcığını, gececiğini böylesine mükemmel kılmak için- bütün düşmanlarıyla kasten görüşüp anlaşmış gibi çullanmış olsa da, bütün bunlara rağmen bay golyadkin kaderin zulmünün bu son kanıtına karşı da neredeyse hissiz kaldı: bay beşinci dereceden memur berendeyev'in evinde birkaç dakika önce başından geçenler onu böylesine güçlü bir şekilde sarsmış ve etkilemişti! şimdi tarafsız, çıkarsız herhangi bir gözlemci, öylesine, tesadüfen, bay golyadkin'in acılı koşturmasını görseydi, onun sefaletinin bütün o korkunç dehşetini bir anda anlar ve hemen, bay golyadkin'in artık kendisinden uzak bir yerlere gizlenmek istediğini, kendisinden uzak bir yerlere kaçmak istediğini söylerdi. evet! durum gerçekten de böyleydi. dahasını söyleyelim: bay golyadkin artık sadece kendi kendinden kaçmak istemiyor, dahası tümüyle ortadan kalkmak, olmamak, küle dönüşmek istiyordu. o dakikalarda çevresindeki hiçbir şeye dikkat etmiyor, olan biten hiçbir şeyi anlamıyor ve sanki onun için aslında ne fırtınalı gecenin tatsızlıkları, ne uzun yol, ne yağmur, ne kar, ne rüzgar ne de bütün o keskin kötü havavardı. bay golyadkin'in sağ ayağındaki çizmeden çıkan galoş, çamur ve karın içine, fontanka'nın kaldırımına gömüldü; ama bay golyadkin onun peşinden koşmayı düşünmedi, onu kaybettiğinin farkında bile olmadı. aklı öylesine karışmıştı ki, birkaç kez, birdenbire, çevresindeki hiçbir şeye aldırmadan, tümüyle az önce yaşadığı korkunç darbenin fikrine gömülmüş olarak, kaldırımın kenarında, kıpırdamadan, kazık gibi durdu kaldı; bu sırada ölmüş oluyordu, sonra birden delirmiş gibi yerinden fırlıyor ve koşuyor, gözü kapalı koşuyordu; sanki kendini onu takip eden bir şeyden, çok daha korkunç bir felaketten kurtarır gibi.