15.3.13

din

richard dawkins: filmlerinde insanları korkutma konusunda büyük bir usta olan alfred hitchcock, isviçre'de araba sürerken birden pencerenin dışında bir yeri işaret etmiş ve "hayatımda gördüğüm en dehşetli sahne bu" demiş. işaret ettiği yerde bir papaz, küçük bir çocuk ile, eli çocuğun omzunun üzerinde bir şekilde sohbet ediyormuş. hitchcock arabanın penceresinden başını çıkarmış ve şöyle bağırmış: "kaç küçük çocuk! hayatını kurtarmak için kaç!"

gore vidal: kültürümüzün kalbindeki büyük, ağza alınmayacak kötülük tektanrıcılıktır. eski ahit adıyla bilinen barbar bir tunç çağı metninden üç insanlık karşıtı din gelişmiştir: yahudilik, hristiyanlık ve islam. bunlar gök tanrılı dinlerdir ve tamamen ataerkildirler. tanrı, her şeye gücü yeten baba'dır ve dolayısıyla, gök tanrı ve dünyevi erkek elçilerinin etkisine girmiş olan bu diyarlarda iki bin yıldır bir kadın nefreti var olmuştur.

thomas jefferson: soyut varlıklardan bahsetmek, hiçlerden bahsetmektir. insan ruhunun, meleklerin ve tanrının soyut olduğunu söylemek, ya bunların birer hiç olduğunu söylemek demektir ya da tanrı, melekler ve ruhlar yoktur. bundan daha farklı bir sonuç çıkaramam; hayallerin ve fantezilerin dipsiz kuyusuna dalmadığım takdirde. gerçekten var olan şeylerle zaten yeterince meşgulüm ve bu beni fazlasıyla tatmin ediyor; lakin gerçekten var olması olası ancak hiçbir kanıta dayanmayan konularla kendime işkence edecek ya da zihnimi kurcalayacak değilim.

albert einstein: dünyadaki konumumuz pek tuhaf. her birimiz, sebebini bilmeden burayı kısaca ziyaret ederiz; ancak görünen o ki bazılarımız için bunun ilahi bir amacı var. oysa gündelik hayatın bakış açısıyla bir değerlendirme yapılırsa gerçekten bildiğimiz bir şey var: insan diğer insanlar uğruna burada; elbette, biz gülümsemeyi ve iyi kalpli olmayı en önemli değerler sayarak mutlu olabilenler için.