13.1.12

the sopranos

dünya vahşi bir orman. mutluluk bekleme. elde edemezsin, insanlar seni yüzüstü bırakır. en sonunda kendi kollarında ölürsün. her şey koca bir hiç.

oyuncu, fikirleri iletmek için kullanılan bir enstrümandır.

siz amerikalıların sorunu bu. siz asla kötü bir şey olmasını beklemezsiniz. dünyanın geri kalanıysa hep kötü bir şey olmasını bekler. ve hayal kırıklığına uğramaz. her şeyiniz var. yine de şikayet ediyorsunuz. kanepeye uzanıp psikiyatrınıza sızlanıyorsunuz. kendinizi düşünmek için gereğinden çok vaktiniz var.

madame de stael: insan hayatta sıkıntı ya da acı çekmekten birini seçmek zorundadır.

bazı insanlar kararları, hareketleri ve inançları konusunda sadece kendilerinin sorumlu olduğunu ve her yolun sonunda ölüme çıktığını anladıklarında güçlü korkuların üstesinden gelebilirler. onların tek gerçeğin ölüm olduğu sonucuna varmalarına neden olan can sıkıcı, acı veren bir öfke.

carlos castaneda: her anını, dünyadaki son dansınmış gibi geçir.

bir gün farklı olanları hoş görmeyi, kabul etmeyi ve affetmeyi öğreneceğiz. sevgi değiştirir.

ölüm sadece hayatın nihai saçmalığını gösterir.

sun tzu: rakibin açık verdiğinde bir yaban tavşanı kadar hızlı ol.

öfke, daha korkunç duygulardan oluşan büyük, ciddi, şiddetli bir kendini yok etme şeklidir.

bu dünyadaki varoluşumuz bir bilmece.

organize suç daima var olacak. daima. insanlar kumara, pornoya, başka şeylere ilgi duyduğu sürece, birileri bunları vermeye kalkışacak.